Pazar Yazısı

saatli-maarif-takvimi_12343

12 Şub: Saatli Maarif Takvimi

Her günü doya doya yaşıyorum. Aceleci davranıp gelecek günlere önceden bakmaya çalışmıyorum. Her sabah okula gitmeden, bir gün öncesinin yaprağını büyük bir özenle koparıp, yeni güne merhaba diyorum. Kahvaltıdan nefret etsem de annemin zoruyla bir şeyler atıştırırken, sindire sindire okuyorum saatli maarif takviminin o günkü marifetlerini. Böylece her günü doya doya yaşıyorum. En çok “güzel sözler” ve “tarihte bugün” köşeleri ilgimi çekiyor. Doğal olaylar kafamda karşılığını bulamadığı için şaşırıyorum. Kırlangıç fırtınası yazdığı gün, fırtına filan kopmuyor. O yüzden işin o…

08 May: Aklınızda hangi anne kaldı?

Amy Wilson’un Anneler Günü şerefine oluşturduğu 8 kitaplık liste benim de akılma benzer bir soruyu düşürdü. Wilson “Physco Moms in Literature” başlıklı listesiyle edebiyattaki anormal/sapık/rahatsız edici anne karakterlerinin peşine düşmüş. Önce o listeye bakalım, sonra kendi listemize geçelim. Şu romanlardaki (ve bir de oyundaki) anne karakterlerine dikkat çekmiş Amy Wilson: 1. Her Last Death – Susanna Sonnenberg 2. Anywhere But Here – Mona Simpson 3. Olive Kitteridge – Elizabeth Strout 4. Lolita – Vladimir Nabokov 5. The Beauty Queen of…

20 Mar: Borges’in Düşler’i

Pazar gününü Borges’le geçirmek istedim. Yaşadığı evi, yürüdüğü yolları, hüzünlü mezartaşını izledim. Elbette kendisini de… Kısa bir Borges buluşmasına, Celâl Üster‘in çevirisiyle “Düşler” eşlik etsin. Bedenim istediği kadar Luzern’de, Colorado’da ya da Kahire’de olsun, sabahleyin uyanıp bir kez daha Borges olma alışkanlığımı takındığımda, hiç şaşmaz, Buenos Aires’te geçen bir düşten çıkmışımdır. Düşümde gördüklerim, isterse sıradağlar, sırıkların üstüne kurulmuş kulübelerin yükseldiği bataklıklar, mahzenlere inen sarmal merdivenler, her bir taneciğini saymak zorunda kaldığım kum tepecikleri olsun, hepsi de Buenos Aires’te, Palermo ya…

30 Oca: Ünlem ve Mat

Posta kutusunun ağzından taşan zarfı görünce sevindi. Elini uzattığı anda, nedenini bilemediği sevinç yerini derin bir kedere bıraktı. Ahşap posta kutusunun kapağını açması gerekmiyordu; zarfın köşesini iki parmağının arasına sıkıştırıp bir hamlede çekiverdi. Tam o anda hırıltıyla çalışan apartman otomatiğinden keskin bir ses çıktı; karanlık. Ezberlenmiş bir hareketle otomatik düğmesine basarak hırıltının kulaklarını, ışığın gözlerini doldurmasını sağladı yeniden. Zarf elindeydi. Tanımadığı el yazısının nakış gibi işlediği adına baktı; cadde, sokak, apartman, kat, daire, mahalle, şehir… Adresin sıralaması nasıl daraltıyorsa yaşam…

26 Ara: Benim emektar Tele!

1985. Ankara. Okul çıkışı ya ben Levent’lere gidiyorum ya o bize geliyor. Konuşuyoruz. Dersler, kitaplar… ve elbette aşklar. Bir de müzik var. Gitarlar. 80’lerin başında sunta gitarlarla başlayan amatör müzisyenlik yolculuğumuzda ikimizin de “sağlam” birer gitarı var. Levent’te Yamaha akustik, bende Ibanez akustik. Lisede verdiğimiz bir konserde rezil olmamak için aldığımız elektrikliler var bir de. Levent’in caz kasa ile Les Paul arası semi-hollow kırmızı bir gitarı var. O kadar “sağır” bir gitar ki, ne kadar uğraşırsak uğraşalım olmuyor. Benim de,…

yesil_peri_gecesi_tk

26 Eyl: Pazar Günü Kitap Okumak

Her gün okumak. Ama Pazar günlerinin sevimli tembelliği içinde bir başka mutluluk; okumak. Yedi kitaplık bir öneri listesi. Bu kitapların bazıları hakkında daha detaylı yazmayı düşünüyorum, belli olmaz. Ama okuma keyfini geciktirmemek için, başucumdaki, aklımdaki kitapların adlarını hemen paylaşayım istedim. 1. Yeşil Peri Gecesi – Ayfer Tunç 2. Madam Arhur Bey ve Hayatımdaki Her Şey – Mine Söğüt 3. Sanat Komplosu – Jean Baudrillard 4. Lükse Övgü – Thierry Paquot 5. Hrant – Tuba Çandar 6. Ne Nedir – Dave Eggers 7….

goldfish

16 May: Rüyalarda Yerçekimine Ne Olur?

1. “Sonsuzluk yolunda nasıl böylesine kolayca ilerlediğine hayret eden birisi vardı; gerçekte hızla bayır aşağı yuvarlanıyordu,” diyor Kafka. Yatağımdan sadece vücudumu ayırabildiğim şu anda, bundan başka bir şey düşünemiyorum. Dün akşam göğüslerinde sonsuz huzuru bulacağımı sandığım bu kızın adı neydi? Kendimi bir kez daha aldatabilmiş olmanın verdiği gururla merhaba diyorum güne. Coşkuyla aldat, aldatmadaki gurur yok sevgide. İçedönüşün öyküsü. Yağmur, sokakları ıslattıkça yerinde durmak istemeyen bir taş olduğumu anlıyorum. Sigara dumanı, yağmurun yoğunluğunda göğe doğru yol almak için kaçış noktaları…

09 May: Öylesine Sessiz…

      Yıllardır bu evde oturuyordu; kapıcıya sormuştum bir keresinde, “Geldiğimde buradaydı,” demişti. Apartmanın girişindeki, paslanmış üç vidanın tuttuğu (dördüncü vida ne zaman, nasıl düşmüştü acaba?) mermer isim tabelasından söz eder gibi söylemişti bunu: “Geldiğimde buradaydı.” İyice cılızlaşmış beyaz saçlarını küçük ama becerikli bir topuzla ensesinde toplardı. Çillerle, damarların birbirine karıştığı ellerinden birini yumruk yapardı hep. (Sahi, hangi eliydi?) Ben sabahları işe giderken, yaşlı bedeninden beklenmeyecek sertlikte adımlarla yürüyüşten dönüyor olurdu. (Başka ne için çıkardı ki dışarı?) İki kere kapısını çaldım….

futbol

02 May: Sizin de “saçma” futbol kuralı önerileriniz var mı?

Futbol merakı, babadan oğula geçer bu coğrafyada. (Yeni kuşaklarla birlikte anne-babadan, oğullara ve kızlara geçer demek gerekiyor elbette.) Herhangi iki rengin takipçisi olmak, ailenin sürekliliği için, bir ruhun yakalanabilmesi için basit bir araçtır sanki. Çekirdek ailede iktidarın yarıldığı ve demokratikleşme yolunda adımların atılabildiği anlardır maç saatleri. Bütün aile, en azından doksan dakikalığına aynı dilden konuşur. Benim taraftarlığım da babadan mirastır. Çocukluk rüyamda babamla “gönül verdiğimiz” takımın futbolcusu olmanın hayallerini bile kurardım; eminim rüyalarımda kupa kaldırmışlığım da vardır. Üniversitedeyken, futbolculuk hayallerim…

18 Nis: Farklı okumalara açık bir ilişki ya da…

    Bu kadar geç saatlerde çalışmanı sevmiyorum. Biliyorum yine aynı şeyi söyleyeceksin: “Ancak gecenin sessizliğinde, ruhumun dinginleştiği o karmaşık ve yalnız anlarda çalışabiliyorum.” Ne yapalım sen böylesin… Ama kızmazsan bana şaşırtıcı gelen bir gerçeği itiraf etmek zorundayım: Nasıl oluyor da her gece yazacak bir şeyler bulabiliyorsun? Yoo, yoo şöyle demeliyim: Ne yazıyorsun? Benim için birer damlaya karşılık gelen sözler, sende nasıl bir şelaleye dönüşüyor? Sözlerin dünyasında öylesine fazlasın ki, ben bu küçük dünyamda biraz daha azalıyorum. *** Belki benim de…