Müzik

Unknown-1

27 Tem: Bir aşk acısı şarkısı

Diadorius Boudleaux Bryant adını pek bilen yoktur. Az tanınan, adı az bilinen bir müzisyen kendisi. Eşi Felice Bryant ile oluşturduğu ikiliyi Amerikan folk müzik dünyası yakından tanıyor oysa. Onların hikayesinden yola çıkıp nerelere gideceğiz bakalım… 1920’de Georgia’da doğan Boudleaux Bryant, klasik keman eğitim almış ama mutluluğu country müzik tarzı keman çalmakta ve yerel gruplarda bulmuş. 1945 yılında bir otelde müzik yaparken, aynı otelin asansör görevlisi Felice ile tanışmış. Anında büyük bir aşk başlamış aralarında. Öyle büyük bir aşk ki ikiliye o meşhur…

Ekran-Resmi-2022-06-29-09.24.33

29 Haz: 20 yıldır Nardis

Bir mekan, sadece bir “mekan” değildir kimi zaman. Düşüncelerin, duyguların, kültürel değerlerin buluşma noktasıdır. Dostlarla birlikte olunan yerdir. “Ben” olmaktan” biz” olmaya geçilen zemindir. Paris’teki Café de Flore’yi ilk gördüğümde bunu düşünmüştüm. Jean-Paul Sartre, Simone de Beauvoir ve Albert Camus’nün buluştuğu bir günü hayal etmiştim. Geçenlerde bu ünlü kafenin de bulunduğu Saint-Germain-des-Prés semtini her yönüyle anlatan Boris Vian kitabı Saint-Germain-des-Prés Rehberi‘ni okuyordum. Kitabında bölgedeki bütün isimlerin “takıldığı” caz barları da anlatıyor iki gözümün nuru Vian. Bu barlarda sadece caz müziği…

Ekran-Resmi-2022-06-27-18.33.46

27 Haz: Fazıl Say: İyilikten yana bir hikâye anlatıcısı

Fazıl Say benzersiz bir hikâye anlatıcısı. Notalarıyla, harfleriyle, sözleriyle ve hayattaki duruşuyla bitimsiz bir hikâye anlatıyor bize. Joseph Campbell’ın “kahramanın sonsuz yolculuğu” çemberindeki her evreden kendisi de geçiyor, dinleyicisini-okurunu da geçiriyor. Bu birlikteliğin nedeni dehasına ve bilgi birikimine olan hayranlıktan öte, samimiyetine inanç. O samimiyeti sağlayan da hep iyiden yana olması. Fazıl Say’ın yeni eseri Portreler dünya prömiyerini Antalya Akra Caz Festivali‘nde yaptı. İlk seslendirilişi 17 Haziran’da gerçekleşti. Yoğun ilgiyi karşılamak için 18 Haziran’da aynı programla bir konser daha gerçekleştirdi…

kapak_061320

27 Haz: Ortaçgil 50: Masumiyetimizin mühürlendiği gece

40 yıl konserine başlarken şöyle demiş Bülent Ortaçgil: “Böyle bir gece için iki ihtimal var, ya duygusallaşacağız ya da felekten bir gece çalacağız. Ben ikincisini tercih ediyorum.” O konseri, yani 40.yıl konserini Fil Uçuşu’nda yazmışım. 2010 yılında. Dileyen o yazıya ve o konserde sahnede kimler olduğuna, neler yaşandığına buradan göz atabilir. Zaman akıp gitti. O konserden bu yana geçen 12 yılda öyle çok şey oldu ki; ne yazık ki çoğu da üzüntü hanemize yazdığımız şeyler. Hayatımızın muhasebe defterinde hep sol sayfalar…

307561B7-5407-4E59-B544-39003811DCC2

24 Haz: Üç soruda Deniz Tekin ve İstanbul Caz Festivali

Deniz Tekin, 2 Temmuz’da İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın 29.sunu düzenlediği Caz Festivali kapsamında Süreyya Operası’nda sahne alacak. Deniz’le yıllar önce Motto Müzik’teki Noktalı Virgül programıma konuk olduğu gün tanışmıştık. Hatta gelirken gitarının başına da “iş” gelmişti, neyse ki enstrümanda kırık-çıkık yoktu. Gülmesine gülmüştük ve hatta “laaaps diye” konuya girmeyi de öğrenmiştim ondan ama dahası da vardı. Deniz’in meseleleri hızlıca ve sakinliğini bozmadan kavramasına, tane tane anlatmasına da bayılmıştım. Sonrasında yaptığı her şeyi ilgiyle izledim, türler arasında gezinme cesaretini alkışladım. Şimdi Deniz…

DFB73636-50FF-4E60-90D9-DCB729A125B5

23 Haz: Merve Durceylan: Biraz kafamızı kaldırsak duyacağız

“Kendi Cenazem” Merve Durceylan’ı gülmeyi bilen, neşesi yerinde, dünyaya dil çıkarma cesareti olan ve melodisi sağlam şarkısı. Merve’nin ses rengini ve meselesini anlatma tarzını seviyorum. “Derin duygularını yüzerek geçsem mesela / Ya da dans etsem en romantik anında / Yoldan geçen insanlara laf atsam olmadık yerde /Ya da kahkaha patlatsam bi cenazede” diye başlayan şarkının ”komşuları öldürme arzusunu” dillendirme cesaretini de seviyorum. Nisan ayında yayınlanan tekli “Alışık Değilim” de sevdiklerimdendir. Merve Durceylan’ı üç soruyla Fil Uçuşu’na konuk etmek istedim. Sözü…

A2A60E61-923A-44AB-B278-9613E6060571

22 Haz: Artrit mi? McLaughlin üstesinden gelir…

John McLaughlin yeni albümü Liberation Time‘ı pandemi sırasında, uzun süredir yaşadığı Monaco’da yazmış. Salgının ilk günleri iyi geçmemiş büyük usta için. Hepimizi sarmalayan depresif haller onu da kucağına almış. Neyse ki ilham perileri o çıldırma hallerini kovalamış ve üretim başlamış. Sonuçta ortaya iyimser, sıcak, neşeli parçalar çıkmış. Aman yanlış anlaşılmasın, dans ettiren bir neşe değil bu; McLauglinvari bir neşe diyelim. Neşelendikçe perdelerde deney, gezinti sayısını artırmış, süratine sürat katmış. Albüm kayıtları, pandemi koşullarında yani uzaktan kumanda ile gerçekleşmiş. Aslında demo…

216745948_10159414997258850_6471319586756252966_n

13 Tem: Kişisel tarih: Hayatımın Konserleri

Artemis Günebakanlı’nın podcasti Dip Gürültüsü’ne konuk olduğumda, zihin zorlayıcı bir soruyla karşılaştım: “Seni çok etkileyen konserlerden birini hatırlıyor musun?” Elbette bu sorunun çok sayıda cevabı var. Aslında etkilendiğim konserleri tarif eden anlar var benim için. 9 Temmuz 1996’da John Mac Laughlin – Al Di Meola – Paco De Lucia’nın Açıkhava Tiyatrosu’nda verdikleri konserde “Mediterranean Sundance” başladığında ayağa fırlayıp “Vaaaay” diye bağırmam bu anlardan biridir. Bilinçli bir an değildi, farkında olmadan bağırmış sonra da birilerini rahatsız ettim mi diye çevreme bakmıştım….

Cover-Art-Ceren-Turkmenoglu-V2

08 Tem: Ceren Türkmenoğlu: Mâî

Özgeçmişine bakınca Ceren Türkmenoğlu’nun Ankaralı olduğunu düşündüm. Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı ve Hochschule für Musik und Theatre Leipzig’de keman eğitimi almış. Ankara Devlet Opera ve Balesi Orkestrası ve ardından İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nda çalışmış. 2017’de Amerika’ya taşınarak keman performansı yüksek lisansını tamamlamış ve Boston Filarmoni Orkestrası da dahil olmak üzere önde gelen orkestraların üyesi olarak çalışmış. Yo-Yo Ma’nın kurduğu Silk Road Ensemble ile de çalışmaları olmuş. Halen Ankara Opera ve Balesi Orkestrası’ndaymış. Bunlar yaptıklarının bir kısmı. Başlangıç ve şimdiki zaman…

109122806_ec5582d2-5de0-4795-9451-c0b6658e0b0b

03 Tem: Savaş trampetleri, Afrika davulları ve dörtnala koşan atlar

Ginger Baker, 6 Ekim 2019’da, 80 yaşında hayatını kaybetti. Bir çok ajans “Dünyanın en iyi davulcusu öldü” diye geçti haberi. Tapınma tanımlamalarına temkinli yaklaşanlar bile, Baker’a” en iyi” denmesinden rahatsızlık duymadı. Hayranları için, delilik ve dahilik kuleleri arasına gerilmiş ipte yürüyen bir cambazdı o. Bagetleri eline aldığı ilk günden sonra caz, rock, hard rock, punk, metal ve türlerle sınırlanamayacak bütün müziklerin davul vuruşlarında Ginger Baker adı geçti. Rock davulunun kurucuları Keith Moon (The Who), John “Bonzo” Bonham (Led Zeppelin) ile…