Kitap

burhan_soCC88nmez_510

21 Haz: Burhan Sönmez: İstanbul İstanbul

Burhan Sönmez günümüzün en iyi yazarlarından biri. İstanbul İstanbul’u okumakta geç kaldığımı söylemeliyim. Gerçi bir kitabın okunmasında ‘zaman’ nerededir, onu da ayrıca sorgulamak lazım. Zamanını beklemiş demek ki. Kafamın bin hikayeyle dolu olduğu bir haftada okumak daha iyi geldi. O hikayeleri silip, kendisini daha da görünür kıldı bu kitap. Öğrenci Demirtay, Doktor, Berber Kamo ve Küheylan Dayı’nın hikayelerinde, Zinê Sevda’nın sessizliğinde kayboldum gittim. Aman bu ‘kaybolmak’ meselesi yanlış anlaşılmasın. ‘Hemhal’ oldum demek daha doğru olacak… Burhan Sönmez’in Bianet’ten Aybars Bayındır’a…

Unknown-2

21 Haz: Geçiş Döneminin Aktörleri

En iyi belgesel Oscar’ını alan Citizenfour’da, Eric Snowden bir otel odasında The Guardian’in kurt gazetecisi Ewen MacAskill’e kitlesel dinleme işleminin nasıl gerçekleştirildiğini anlatıyor. MacAskill’in sistemin işleyişini anlamak için sorduğu soruları, hoş bir tebessümle yanıtlıyor Snowden. 1952 doğumlu bir gazeteciye karmaşık gelen bu işleyiş, 1983 doğumlu bir bilgisayar uzmanı için tebessümle geçiştirilecek kadar basit çünkü. İnternetin doğuşuna tanıklık etmekle, internetin olduğu bir dünyaya doğmak arasındaki fark. Dürüst olalım, hala bütün dünyada sayısal ortamda yayıncılık ve e-kitaplar konusunda ürkek sorularımız, tedirgin algılarımız…

26 May: Yükselen nefret kitaplara da yöneliyor

Olay basına yansıdı. Artık buna sıradan faşizm falan diyemez kimse. Planlı, sistemli bir olay bu. Hangi olay mı? Aşağıdaki açıklamayı okuyunca anlayacaksınız. Türkiye Yayıncılar Birliği olayla ilgili bir açıklama yaptı. Aynen paylaşıyorum: Samsun’un Atakum ilçesinde bağımsız kitapçılık yapan Adalı Kitabevi yaklaşık 20 kişilik bir grubun saldırısına uğramış, kitabevi sahibi Yalçın Tatlıdil ve 4 kişi bıçakla yaralanmıştır. Saldırganlar aynı zamanda kafe olarak hizmet veren kitabevine ellerinde satır ve bıçaklarla saldırmış, içerde oturanları yaralamış, kitabevinin masa, sandalye ve camlarını da kırarak olay…

FullSizeRender

11 May: Yayıncılar şimdiden “kitapçı” hayali kurmalı

Abu Dhabi‘deyim. Kitap Fuarı’nda yapacağım iki konuşma için geldim buraya. Konuşmalardan biri elektronik yayıncılık üstündeydi. Konuşmamın içeriğini daha sonra yazarım. Öncelikle bir diğer konuşmacının, İzlandalı Egill Johansson‘un bir görüşünü paylaşmak istedim. Egill, öncelikle bir yayıncı. Aynı zamanda Reykjavik’te bir kitapçısı da varmış. Yayıncılık dünyasının yeni dinamikleri içinde “şehir kitapçılarının” öneminin altını çizdi konuşmasında. Market-kitapçılar ve internet üstü satışların, bu kitapçıların önemini artırmaya başladığını söyledi. Katılıyorum. Zamanın ruhuyla market-kitapçılar ve internet güçlü görünüyor. Ama “insandan insana” olan ve kültürel bir paylaşım…

bize-iki-cay-soyle20150205100512

29 Nis: Elif Key: “bize iki çay söyle…”

Diyeceğimi baştan diyeyim: Elif Key’in “Bize İki Çay Söyle…” adlı kitabını mutlaka okuyun. Bitmek bilmeyen bir toplumsal ergenlik halinin her yüzü var sayfalarda. “Ah ne güzel yıllardı o yıllar,” kolaycılığına kaçmadan, şaşkın bir romantizmin şekerli cümlelerine yenik düşmeden yazılmış bir kitap bu. Geçmişi kutsallaştırma, okuru kutsama derdi olmayan satırlarda, kimsenin başını okşamıyor Elif Key. Onun yerine ruhları rendeden geçirmeyi tercih ediyor. Hem de ruh küçücük kalana kadar. Yazarın iyisi, elini rendeye kaptırmaktan korkmayandır ne de olsa… Ama kitapla ilgili bir…

673312

09 Kas: Meraklı bir kedinin anıları

Deneyimlerini içtenlikle aktaran, anlatan insanları dinlemenin mutluluğu başkadır. Bilgi birikimlerini kafanıza kakmadan, üstünlük taslamadan, kibirli cümleler kurmadan, olduğu gibi yansıtırlar. Hele bir de bu insanların “hikâye etme” yetenekleri gelişmişse, sıradan gibi görünebilecek bir olay, büyülü bir anıya dönüşür. Üstelik, sizi de bu anının bir parçası haline getirmeyi başarmıştır anlatıcı. Engin Geçtan böylesi anlatıcılardan. Doksanlı yılların ortasından başlayarak, sadece psikiyatri ilgililerinin değil edebiyatseverlerin de yakından tanıdığı, takipçisi olduğu bir isim. “Dersaadet’te Dans” ile başlayan kurmaca yolculuğunda, “Tren” ve “Mesela Saat Onda”…

Erteleme-Sanati-John-Perry

21 Ağu: Bugünün işini, ertesi güne…

Bu sayıda bir kitap tanıtımı yazmamak için çok direndim. Son dönemde yayınlanmış olan kitaplardan değil, tümüyle kendimden kaynaklana bir sorundu bunun nedeni. Biraz yaz rehaveti, biraz farklı alanlarda koşturma diyelim. Ya da doğrudan adını koyalım: Tembellik. Editörüm defalarca e-posta yolladı. Kibarlıkla yazımı ne zaman yollayabileceğimi, hangi kitabın tanıtımını yapmak istediğimi sordu. Bu e-postaları cevaplamak bile sorun oldu benim için. “Bana öyle bir ileti gelmedi,” dedim, “İstenmeyen postalar kutusuna düşmüştür,” dedim. Hatta bir ara bütün sistemin çöktüğü yalanına sığınmayı bile düşündüm….

Unknown

17 Ağu: Konuşma çizgisi mi, tırnak mı?

Enis Batur “Kitap Evi” adlı romanıyla yine şaşırtıcı ve kendine has bir anlatıya imza atıyor. Çalışkan yazar Enis Batur, merkezine kitabı-yazmayı-okumayı yerleştirdiği bir sarmalın içinde döndürüyor okurunu. Kitaptan ayrıca söz etmek gerek. Ama merak edip okumak isteyenler için Sel Yayınları etiketiyle raflara çıktığını hatırlatayım. Batur, kitabının diyaloglarında, bir bölümde konuşma çizgisini kullanıyor. Ama genel olarak konuşmalar tırnak içinde. Bunu görünce aklıma geçenlerde kitap okurluğuna ve imla hassasiyetine güvendiğim birinin, bir metinle ilgili olarak “Konuşma çizgisi çok eski bir uygulama, bunu…

nobelkitap_com_116229-1

30 Tem: Sevgili Güzin Abla… Ya gülistandan boş çıkarsam?

radikal.com.tr’de 23 Temmuz 2014’te güncellenen yazı. Oxfordlu Kızlar Asla Yalnız Kalmaz rumuzuyla yazan dişi arının derdi büyük. Sevgili Dr.Tatiana, Güya bir yalnız arıyım ama kendime hiç vakit ayıramıyorum. Hortumumun ucunu ne zaman peteğimden dışarı uzatsam, etrafımı karın ağrısı olmak dışında bir işleri olmayan erkek arılar sarıyor. Ev işleriyle uğraşırken beni taciz etmenin komik olduğunu düşünüyorlar. Komik değil. Deliriyorum. Bunları nasıl defedeceğim? Hayvanlar alemindeki ihtiras ve cinsel istismar suçlarına bir örnek teşkil eden mektuba sert bir cevap veriyor Doktor Tatiana. Dişi…

657959_2-1

26 Haz: Tırmalıyorsam sebebi var!

Dağ tatili mi, deniz tatili mi? Canon mu, Nikon mu? PC mi, Mac mi? Rakı mı, şarap mı? Makarna mı, pilav mı? Bu ‘karşılaştırmalar listesi’ uzar gider. Akla hayale gelmeyecek şeylerin taraftarları saatlerce kapışabilir bu konularda. Ama bir konu var ki, onun tartışması asla bitmez ve bir başladı mı saatler sürebilir: Kedi mi, köpek mi? Hiç şüphesiz bu tartışmaların en bilineni, en eskisi. Taraftarlarının birbirlerine en sert cümlelerle girişmekten çekinmediği bir kavga alanı. Bütün tartışmalarda olduğu gibi bunda da sonuç…