Emma Peel

diana-rigg-emma-peel

22 Ağu: Emma Peel: “Mütenakız”

Emma Peel: Uzun zaman oldu. Senden beni hatırlamanı beklemiyorum. Ben bile unuttum buraya gelip neler dediğimi. Dahası bunu niye yaptığımı da unuttum. Çoğu zaman ukala, kimi zaman da sıkıcı oluyordum herhalde. Çocukken de böyleydim, en hafif tabiriyle “tuhaf” bir çocuktum. Başka şeyler dedikleri de olurdu; edepsiz, umursamaz, saygısız, boşboğaz, huysuz, aksi… Böyle şeyler işte. Pek takılmazdım bun sıfatlarla anılmama. Ama içlerinde biri vardı ki, hep gülümsetirdi beni. Gülümsemek bile diyemeyiz buna, bir dudağım istemsizce yukarı kıvrılırdı o sözcüğü duyduğumda. Oldukça…

dianarigg22

24 Tem: Emma Peel: “Şapka”

Karşıdaki Adam: Bayılıyorum bu şımarık gülümseyişine… Emma Peel: Böyle deyince kadınların içindeki kız çocuğunun başını okşadığınızı mı düşünüyorsunuz? “Şımarıklığını takdir edilesi ve sevimli buluyorum” diyen tüm erkeklerin en hafif deyimle şaşkın olduğunu düşünüyorum ben. Karşıdaki Adam: Gereksiz bir öfke bu. İyi bir şey demek istemiştim. Emma Peel: Deme. İyi şeyin buysa, deme. Bu rengârenk şemsiyelerin arasında gülüyorum, istediğim gibi giyiniyorum, dilediğim gibi yaşıyorum. Bu hâlime kendi sözlüğünden bir sıfat bulma. Karşıdaki Adam: Aynı dili kullanıyoruz. Senin sözlüğünün benimkinden farkı yok….

27 Haz: Emma Peel: “İktidar”

Karşıdaki Adam: Neden güldüğünü öğrenebilir miyim? Emma Peel: Haline gülüyorum… Karşıdaki Adam: Ne varmış halimde? Hem artık verir misin şunları lütfen. Emma Peel: Hayır. Karşıdaki Adam: Uzatıyorsun ama… Lütfen. Önce şapkam, sonra şemsiyem. Emma Peel: Tam da buna gülüyordum işte. Öfkeli misin, yalvarıyor musun? İçinden saldırmak mı geliyor, alttan almak mı? Karmakarışık bir haldesin. Karşıdaki Adam: Bak… Ama… Emma Peel: İktidarının simgelerini kaybetmek korkunç bir şey değil mi? Bir iktidar tacı gibi taşıdığın şapkan ve yanından ayırmadığın, erkekliğini sana hatırlatan…

corpse4b

04 Ağu: Emma Peel: “Amaç”

Karşıdaki Adam: Nereden geliyorsun? Emma Peel: Uzun süredir amaçsız dolaşıyorum.  Karşıdaki Adam: Romantik ama anlamsız bir cümle. Kimse, ama kimse amaçsız dolaşamaz. Amaçsız dolaşma kararı bile, zamanla bir amaç haline gelecektir çünkü. Emma Peel: Bir şeyin kendiliğinden oluşu ile, hesaplanarak-planlanarak oluşu arasındaki farkı görmezden geliyorsun.Gerçekten de, amaçsızca dolaşmaktan başka bir istek yoktu içimde. İstek bile değil belki, bir içgüdü… Buna amaç diyebilir misin? Karşıdaki Adam:  Benim ne dediğim önemli değil ki. O içgüdünün neye dönüştüğü önemli. Oratada bir amaç olmadığını…

837bb85bf5d3149d3c33532057a356cc

22 Ağu: Emma Peel: “Tatil”

Emma Peel: Her şeyi geride bırakıp güneyde bir kasabaya yerleşmenin hayalini kurdum yıllarca. Belki küçük bir restoran… Gün boyu kitap okumak, resim yapmak… Karşıdaki Adam: Orta sınıf şehirlinin bir türlü yazılamayan hikayesi. Dünyanın neresine gidersen git şu söylediklerini tekrar eden birini bulursun. Zırva! Emma Peel: Çok kişinin dokunduğu bir hayal zırva mıdır sence? Karşıdaki Adam: Dokunduğu deme. Dokunmaya korktuğu dersen daha doğru olur. Zaten o yüzden zırva… Emma Peel: Hemen gitmeni istiyorum buradan. Hiç değilse güneş batana kadar rahat bırak…

sljn11

25 Mar: Emma Peel: “Özgürlük”

Emma Peel: Rüzgarların adını öğrenmiştim çocukken. Hala aklımdadır. Gündoğusu, keşişleme, yıldız… Karayel estiğinde burnumun içi ısınır. Poyraz dudakların çatlaması, lodos bitmeyen baş ağrısı demektir. Bulutlara bakınca fısıldarım rüzgarın adını. Ama bunca yıldan sonra, şu çivisi çıkmış dünyada anladım ki, iş rüzgarın adını bilmek değil, adını bilmediğin rüzgarın akışına kendini bırakabilmek. Kendin yapamıyorsan doğa yardım ediyor sana. Sanma ki şu atın üstünde ondan daha özgürüm. O beni nereye götürürse ancak o kadar özgürüm…

emma-1

26 Haz: Emma Peel: “Şaşkınlık”

Karşıdaki Adam: Ne oldu? Neden öyle bakıyorsun? Emma Peel: Bütün bunlar gerçek olabilir mi?  Karşıdaki Adam: Neler? Ne oldu yine? Emma Peel: Her dakika ‘ne oldu yine’ diye sorduğumuz bir dünya gerçek olabilir mi? Karşıdaki Adam: Bunda şaşıracak ne var anlamadım. Elbette gerçek. Hayatın ta kendisi bu. Bir rüyada yaşamıyoruz, sen de biliyorsun bunu. Durumu romantikleştirmeye gerek yok. Emma Peel: O zaman sadece şaşırma hakkımı kullanmak istiyorum. Dünya ancak bu yüz ifadesiyle bakabileceğim bir yer artık.

peel

23 Nis: Emma Peel: Mutfak

Karşıdaki Adam: Çabuk o elindeki bıçağı bırak ve buraya gel! Emma Peel: Hayır! Karşıdaki Adam: Delirdin mi sen yahu? Bırak dedim, bir kaza çıkacak! Emma Peel: Bu bıçağı nasıl kullanacağımı bana öğretecek kişi sen değilsin. Bunu benden, bizden iyi kimse kullanamaz. Karşıdaki Adam: Sakin ol lütfen… Emma Peel: Sakinim… Hem de tahmin edemeyeceğin kadar sakinim. Yıllardır bu mutfağın, bizi tıktığınız mutfakların parmaklıklı pencerelerinden dışarı bakarken öğrendim böylesine sakin olmayı. Bir elimde bıçak, günde üç öğün, karnınızı doyurmaya çalışırken öğrendim zamanı…

EmmaPeel-DianaRigg

27 Kas: Emma Peel: “Muzip”

Karşıdaki Adam: Tuhaf gelecek ama böyle muzip baktığında korkuyorum senden. Yani… Korkmak demeyelim de, çekinmek diyelim… Emma Peel: Tuhaf gelmedi. Böyle baktığımda zihnimden ne geçtiğini anlayamıyorsun, o yüzden çekiniyorsun değil mi? Karşıdaki Adam: Evet, tam olarak böyle… Emma Peel: Başka türlü baktığımda zihnimi okuyabildiğini sanıyorsun çünkü. Karşıdaki Adam: Yani, öyle demedim ama… Emma Peel: O kadar şaşkın, o kadar zavallı oluyorsun ki bazen, ne diyeceğimi bilemiyorum. Üzülüyorum desem, o da yalan olacak. Bütün hayatını zihnimen geçenleri okuyabildiğin, beni istediğin anda anlayabileceğin,…

image

21 Tem: Emma Peel: “Ağaç”

Karşıdaki Adam: Yorgun görünüyorsun. Emma Peel: Yo, gayet iyiyim. Karşıdaki Adam: Günlerdir şu üstündekileri çıkarmadın bile. Ne desem tersliyorsun. Emma Peel: Terslemiyorum. Sadece gerçeği söylüyorum. Göstermek istediğinle, gerçeğin ne kadar farklı olduğunu, bıkmadan usanmadan anlatmaya çalışıyorum. Karşıdaki Adam: Ben ne görüyorsam onu söylüyorum. Emma Peel: Göstermek istediğinin mutlak gerçek olduğuna o kadar inanıyorsun ki… Bakmıyorsun bile. Dinlemiyorsun, duymuyorsun. Karşıdaki Adam: Sen istediğin kadar gevele, ben bildiğimi söylemeye devam edeceğim. Emma Peel: Zaten hep böyle yapıyorsun. Bir ağaçtan konuştuğumuzda, gözünün önüne…