Edebiyat

mse

13 Şub: Sözlük.23

T TÜTÜN: Tütünün, sigaranın yeri yazan insan için de, okuyan insan için de, yazının kendisi için de başkadır. Tütün düşkünlüğünü bilinenin dışında gösteren bir öykü karakteri, bu sancılı alışkanlığın gülümseyen yüzünü gösterir bizlere; Mahmut Efendi. Mahmut Efendi “mekruh” dediği tütüne para vermektense eş-dost tabakalarından otlanmayı adet haline getirmiştir. İşin kötüsü tütünün saçağını içer, tabaka sahibine sadece tozu kalır. Serzenişte bulunulduğunda ise “Ben içmeseydim de sen içseydin, daha mı kâr edecektin?” deyiverir. Otlakçı olduğunu yüzüne vuran öykü anlatıcısına önce küser, sonra…

10 Şub: Aşşşk ve Sesssizlik!

Her şey bir mesajla başlıyor. > yazılarinizi takip ediyorum. aslinda yazdiginiz “degisik” seyleri > okumak cogu zaman ilginc oluyor. ama acikcasi icinde ask olmayan > seyler yazdiginizda yavan ve yorucu olmaktan oteye gidemiyorsunuz. > lütfen bu sozlerimi kabalik olarak almayin. > dilerseniz dokuzuncu koyden de kovun ama aski yazin. Aldığım bütün mesajlara cevap yazmaktaki özenim nedeniyle, bu ilginç ve bir o kadar da şaşırtıcı mesaja da cevap yazıyorum. Cevabımda bütün okurların fikirlerine duyduğum saygıdan, gösterilen ilginin sevindiriciliğinden, doğruların kişiye gerekirse…

29 Kas: Dijital Çağ: Edebiyat nereye?

Dijital Çağ yayıncılığın dinamiklerini neredeyse tümüyle değiştireli çok oluyor. Geleneksel ofset baskı tekniğinde kullanılan film ve klasik anlamdaki kalıp gibi iki vazgeçilmez unsurun ortadan kalktı artık. Metin, çizim, fotoğraf, grafik doküman bilgisayar ortamında işleniyor, sonrasında da ya doğrudan baskı materyaline aktarılıyor ya da sayısal ortama yükleniyor. Üstelik bütün bu teknoloji, farklı beceri katmanlarında da olsa, ulaşılabilir ve hatta paylaşılabilir bir yapı içinde herkese eşit uzaklıkta duruyor. Paylaşılabilirlik meselesi önemli. Çünkü bu, bir anlamda çığ etkisi yaratıyor ve teknolojinin bir merkezden…

gp_805058

28 Kas: Avrupa Yazarlar Parlamentosu Deklarasyonu

Avrupa Yazarlar Parlamentosu sonuçlandı. V.S.Naipaul bu toplantılara gelmedi. Yani gelmemesi için gösterilen çabalar karşılığını buldu. Naipaul’u okumadan, başka yazarların Naipaul üstüne yazılarını referans vererek “İstemezük!” hareketini başlatan Hilmi Yavuz’un yazısından sonra konuya “Acaba?” diye yaklaşan basın, yazarın gelmeyeceğini öğrendikten sonra, iniltili bir sesle “Biz ne ettik?” ırmağında yıkanmaya başladı. Sorun, düşünce özgürlüğü ve tahammül ekseninden, yine kendimizi Batıya rezil ettik paniğine kaydı. Bir başka görüş ise “Keşke gelseydi de, özür diletseydik,” diye haykırdı. Toplantılar, bu anlaşılmaz tahammülsüzlüğün gölgesinde yapıldı. Açılışında…

pinkfloydballet

25 Kas: Günden Kalanlar.08

• Avrupa Yazarlar Parlamentosu. “Dijital Çağda Edebiyat” komisyonunun bir üyesi olarak gün boyunca toplantıdaydım. Sabah gerçekleşen açılış töreninde katılımı az buldum. Murat Belge’nin etimolojik bir çerçeveden yola çıkarak yaptığı “Literature/Edebiyat” karşılaştırması dikkat çekiciydi. Ama asıl vurucu konuşma İngiliz yazar Hari Kunzru’dan geldi ve kapanış deklarasyonunda 301 ile ilgili bir görüşün yer alması konusundaki beklentisini dile getirdi. (Deklarasyon Cumartesi günü tamamlanacak.) Öğleden sonra ilk toplantı gerçekleşti. Murat Gülsoy, Hakan Günday, Hakan Bıçakçı ve Kaya Genç’le, komisyonumuzun, genel olarak ortak görüşleri paylaşan…

fft5_mf40785

05 Tem: Füsun Akatlı

Kültür dünyamız en önemli aydınlarından, en aydınlık yüzlerinden birini kaybetti. Eleştirel düşünce ağacının önemli köklerinden biri yok artık. Bir süredir hastaydı ama yine de konduramıyorduk ona ölümü. Geçen yaz, Zeynep’le Çapa’nın bahçesinde çay içip durumunu konuşurken, aklımıza hiç kötü şeyleri getirmemiştik. İyileşsin de bir yemeğe çıkalım diyorduk sadece, anlatacaklarımız birikmişti ne de olsa. Hastalığı süresince yaşananlarla nasıl da tatlı dalgasını geçecekti, gülüşecektik. Neyse ki o yemeğe çıktık, yine çınlattık kadehleri. Hatta tedavi sonrasında birlikte çalışmaya da devam ettik. Liselerarası bir…

yusuf

17 May: Görsel Hafıza Oluşturmak

Basit bir merakla imgelerin peşine düşüyorum. Önce kütüphanemde bir tarama yapıyorum. Ardından Google’a başvuruyorum. Yusuf Atılgan’ın fotoğraflarını arıyorum. On taneyi bulmuyor ulaşabildiklerim. Çoğu YKY tarafından basılan kitaplarının kapağında kullanılmış fotoğraflar. Çoğu aynı yıllarda, 70’lerin ikinci yarısından sonra çekilmiş fotoğraflar. Okuduğum her eseriyle beni sarsmayı başarmış bir yazarın, bu kadar az fotoğrafını biliyor olmamıza şaşıyorum. Yazarın görünürlüğü ve yazar imgesinin kitapların önüne geçmesi sıkıntılı bir konu. Yusuf Atılgan’ın fotoğraflarını ararken yine aynı konuyu düşünüyorum. Atılgan’ın (ya da fotoğraf ile arası iyi…