Edebiyat

kitapfuar

01 Ara: Kitap Fuarı için küçük bir rehber

Yarın TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı başlıyor. Fuar yolcuları için küçük bir “fuar önerileri” hazırladım. Yayın dünyasının bu zor sürecinde en büyük desteğimiz kitaplarla buluşmak ve yayıncılara yalnız olmadıklarını hatırlatmak. Bütçemiz yettiğince kitap alalım. Ama alamasak bile orada olalım, birlikte ne kadar güçlü olduğumuzu hatırlayalım. TÜYAP İstanbul Kitap Fuarı’nda görüşmek üzere.

1C5E8DD0-3699-42C6-994B-04D40EEA34C5

31 Tem: Edebiyat yeni yüzyıla hazır

Seferihisar Belediyesi’nin “Türkiye 2.yüzyılına hazır mı?” Başlığıyla düzenlediği konuşma serisi için Sığacık’tayım. Kaleiçi’nde kültür, sanat ve edebiyat konuşacağız. Sohbetin diğer isimleri İnci Aral ve Mario Levi. Moderatörümüz de Gülşah Elikbank.  Cumhuriyet’in ikinci yüzyıl vurgusu var başlıkta. Konuşmacıların dördü de edebiyatçı olunca, sohbet o noktaya yoğunlaşıyor. Genel bir kültür-sanat çerçevesi çizmektense, edebiyatın 1923-2023 arasındaki yolculuğunu konuşuyoruz. Mario Levi Türkiye’de romanın tarihinden söz ediyor kısaca. Sonra konu dünyanın hallerine bağlanıyor. İnci Aral özellikle okuma kültürünün yeterince gelişmemesine vurgu yapıyor ve eğitim sistemindeki…

0001951604001-1

11 Ara: Seçkin bir hayat…

12 Mart 2012. Mustafa-Övül Avkıran çifti “garajistanbul”u yeniden hareketlendirmek istiyor. “Eğlencenin adresi yeniden garajistanbul” olsun istiyorlar. O gece de çok öenmli bir konsere ev sahipliği yapacaklar: McCoy Tyner Trio. Üstelik bir de özel konuk var bu konserde, benim de çok sevdiğim bir isim; Joe Lovano. Konserin kalabalık olacağı kapı önünden belli oluyor. Sahne önü yerler numarasız olduğundan çoğu kişi erken gelmiş. Ben nereye otursam diye sağa sola bakınırken, o çok sevdiğim tok sesi duyuyorum. “Yekta” diye sesleniyor Seçkin Hanım. Eliyle…

0001799479001-1

31 Mar: Pascal Garnier’den Cennetteki Yeryüzü

Pascal Garnier üretken bir yazar. 61 yıllık ömrüne, altmışdan fazla eser sığdırmış. Roman, öykü ve çocuk edebiyatı. Üslubu Georges Simenon‘a benzetiliyor. Hem kurduğu polisiye, hem de karakter psikolojisi açısından. Cennetteki Yeryüzü‘nü okurken, yer yer bu benzerliği net bir şekilde hissettim. Karakterin psikolojisine bir anıdan, bir nesneden ve en çok da yaşanan an’ın çağrıştırdıklarından ulaşmaya çalışıyor. Bunda başarılı. Ancak, polisiyenin çözümü aşamasında Simenon maharetinde olduğunu söyleyemem. Belki diğer romanlarında böyle değildir. Ama bu romanında, çözüme güden yoldaki en büyük kırılmada biraz…

artist_97202

26 Mar: Erdal Abi’nin doğum günü

Bugün Erdal Öz’ün doğum günü. Ne tuhaf… Çok olmuş aramızdan ayrılalı. O haberi aldığım günü, uğurlamamızı bütün ayrıntılarıyla hatırlamak canımı acıtıyor. Erdal Abi’den iki yıl sonra da babamla vedalamıştım. Böyle böyle büyüyor insan. Böyle böyle ölüyor. Dert kazıyacak değilim. Erdal Abi’yi hoşluklarla anıyorum yıllardır. Çoğunlukla gülerek. Onun gibi fıkra anlatmayı beceremiyorum ama gülecek bir anı bulup çıkarıyorum. Fıkralara pek gülmem zaten, bunu Erdal Abi de bilirdi. Son zamanlarda günlüklerini, mektuplaşmalarını okuyorum Erdal Abi’nin. Okuyoruz. (Yeri gelmişken henüz okumamış olanlara da…

Aziz Nesin

17 Şub: Soyadınızın anlamını biliyor musunuz?

Aziz Nesin’in soyadı hikâyesi ve kendimizle yüzleşmek Akla hayale gelmeyecek bir olay yaşadığımızda “Yahu bu tam Aziz Nesin’lik olay,” deyiveririz. Bürokraside, devlet katında, ast üst ilişkisinde bir garabet olduğunda “Aziz Nesin az söylemiş, şu saçmalık onun bile aklına gelmezdi,” deriz. En acısı da fenanın fenası bir şey olduğunda “Aziz Nesin bunu yıllar önce söylemişti,” demektir. İnsanlık dersinden sınıfta kaldığımızın resmidir bu söz. Yıllar geçse de, dersimizi almadığımızın belgesidir. Aziz Nesin’in soyadını alış hikâyesini kendi kaleminden okurken düşündüm bunları. Yazısında önce…

salyangozlarsandalyelerbulutlar-cover,8n4IGLR5AkGr_r7OChZOlQ

31 Oca: Salyangozlar, Sandalyeler, Bulutlar

Deniz Karanfil ödüllü bir şair. Öykü kitabı Salyangozlar, Sandalyeler, Bulutlar yeni çıktı. Kitap Can Yayınları tarafından yayımlandı. Kitabı geçen hafta okudum. Bulut, Sinek Esma’nın Cenaze Merasimi, Küçük Bir Ölüm, Salyangoz ilk okuyuşta zihnime nüfuz eden öyküler oldu. Dört öykünün adını andım diye öyküleri yarıştırıyorum sanılmasın. Kitabı severek okudum. Tam bir dil işçisi Deniz Karanfil. Görkemli bir düğünün orta yerine kurulup içinde pilav pişirilecek bakır kazanı yapan usta geliyor aklıma okurken. “Çırağım falan yoktur, tek başına döverim ben kazanı,” diyen usta….

fa2

23 Ara: Fábio Moon ve Gabriel Bá: İkizler, ikizleri anlatıyor

Fabio Moon ile Gabriel Ba. Çizgi roman dünyasının Brezilyalı ikizleri. Sao Paulo’dan yola çıkıp Eisner Ödülü‘ne uzanan yaratıcı ikili. Yazıyorlar, çiziyorlar, anlatıyorlar. İkizler daha önce Güngezgini ile Fil Uçuşu’nu ziyaret etmişti. Çizgi Düşler tarafından özenli bir Türkçe’yle yayımlanan Güngezgini, bizim buralarda da oldukça ilgi gördü. Etkileyici bulduğum bu baba-oğul hikayesinin daha sonra baskı yapmasına özellikle sevinmiştim. Benim de bir ufak dokunuşum var yeni baskısında… İkizlerden bir çeviri cilt daha gelince, heyecanla aldım tabii ki. Yine Çizgi Düşler etiketiyle ve yine Cenk Könül‘ün iyi çevirisiyle raflara çıktı. Bu…

cal00

24 Tem: “Yazar, kendini paralar”

Italo Calvino’nun Seçme Mektuplar’ı, aydın olmanın netlik ayarını yapıyor. “Yazmak her zaman faydalı bir şeydir. Yanlış şeyler yazarsan (ve tabii bunu fark edersen) o hatalardan sakınmayı öğrenirsin. Güzel şeyler yazarsan, bunlar daima güzel kalır ve onları bugün ya da beş yıl sonra yayımlaman fark etmez.” Bu satırlar Italo Calvino’nun, 19 Ocak 1947’de Marcello Venturi’ye yazdığı mektuptan. O gün için, 24 yaşındaki genç bir yazarın romantik cümleleri olarak okunabilir. Ama bugünden bakınca, 62 yıllık yaşamının tümünü inandığı değerlere adayan bir büyük…

erdal-oz-den-turkan-ildeniz-e-mektuplar-9376545_3441_o

05 May: Bozkır yalnızlıktır

Erdal Abi, Tanıştığımız günü çok net hatırlıyorum. Seni ilk gördüğüm gün demiyorum ama, tanıştığımız gün diyorum. Hani elinde şipşak bir fotoğraf makinasıyla odaya  dalıp “Bak bana bakayım,” dediğin o gün. Tuhaftır, yüzümdeki şaşkın ifadeyi yakalamak için söylediğin o söz, bizim abi-kardeş ilişkimizi anlatan söz gibiydi. Aramızdan ayrıldığın 2006 yılına kadar ben hep “baktım” sana. Baktım ve görmeye, anlamaya çalıştım. Yazdıklarını tanışmamızdan önce okumuştum. Öykülerinin sokak aralarında uzun yürüyüşler yapmış, Gülünün Solduğu Akşam ile dik durmanın tanımını yazmıştım. Konuşmuştuk bunları zaten….