Ankara

arkadas

13 May: Arkadaş: “Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası”

Arkadaş Z. Özger’le 1983 yazında, Ankara’da, çok sevdiğim dostum Yasemin Erkan’ın verdiği fotokopi dosya sayesinde tanıştım. 1974 yılında yayımlanmış “Şiirler”in fotokopileri. O yaz boyunca, özellikle İkinci Yeni izlerinin rahatlıkla görülebildiği ilk dönem şiirlerini, bu şiirlerdeki ironiyi sıklıkla konuştuğumuzu hatırlıyorum. Sanki çok yakın bir tanıdığımız, dostluğumuzun bir parçasıymış gibi adıyla anardık onu, Arkadaş derdik. Adının kendinden şiirli hali, daha sıcak bir bağ kurardı aramızda, o bizim arkadaşımızdı. Hemen ertesi yıl, 1984’ün Nisan’ında şiirler “Sevdadır” adıyla kitaplaştırıldı. Mayıs Yayınları’nın bu kitabını 16…

ucansupurge

29 Nis: Ankara’da kadın gücü: 13. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali

Ankara Kızılırmak Sineması’nı pek severim. Bu yıl 6-13 Mayıs tarihleri arasında daha da güzel olacak gençliğimin mekanı. Çünkü Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali geliyor. 28 ülkeden, 95 yönetmenin toplam 100 filmi kadınlara atfedilen kötülüğün hem hayatta hem de sinemada nasıl karşılık bulduğunu sorgulayacak. Bu yılki tema “Kötülük”. Festival, 13.yaşını kutluyor diye düşünülmüş bu tema; malum rakama atfedilen “uğursuzluk” inancından ilham alınmış. Kadınların mitolojiden dinlere, edebiyattan sinemaya uğursuzluğun ve kötülüğün kaynağı ya da temsilcisi olarak gösterilmelerini sorgulayacak filmler aracılığıyla, bu…

canyucel

02 Nis: Bir anı: Can Baba’yı özlemek!

    Yıl 1982. 14 yaşındayım. Ankara’da soğuk bir Cumartesi. Bir cebimde iki kitap, Yazko Yayınları’ndan iki Can Yücel kitabı, Kızılay’ın yolunu tutmuşum. Diğer cebimde hayallerim var. Otobüste giderken, öyle sahneler kuruyorum ki kafamda, o hayaller gerçek oluyor birden. İnanıyorum kurduğum dünyaya. Bir imza günü öncesinde öylesine heyecanlanıyorum ki, ellerim buz kesiyor. O yıllarda, kadim dostum Levent Gönenç’le şiir okuyup, şiir yaşıyoruz. İkinci Yeni olmazsa olmazımız. Can Yücel’in apayrı bir yeri var. Kitaplarını okuya okuya eskitiyoruz. Bir dergide gördüğümüz onunla ilgili…

05 Şub: Soğukkanlı Romans

Defterlerle ilişkimin ne zaman, nasıl başladığını elbette hatırlıyorum. Uzun hikâye. Bugünden bakınca söylenebilecek olan, bu ilişkinin giderek artan bir şiddette, hadi kendime anlayışlı davranmayayım, hastalıklı bir şekilde sürdüğüdür. Çocuk yaştaki defterlerimden birkaçı bugüne ulaşabildi. Bir iki yıl önce bu defterlerden birinde, dokuz yaşımdayken cebimde taşıdığım bir defterde, ilk roman denememin notlarını buldum. Demek ki o zamandan bu zaman çalışma yöntemlerim pek de değişmemiş. Her zaman yanımda bir defter taşımışımdır. İçinde sadece notlar, kelimeler, cümleler, fikir kırıntıları değil, gündelik yaşamımın parçaları…

volkanoktem1

03 Şub: Volkan Öktem: Bagetlerin Efendisi

Kimileri öndeki adamı-kadını izler konserde; solist vokal göz alıcıdır ne de olsa. Bir de solist enstrümanlar dikkat çeker; rock konserindeyseniz gitarın-gitaristin krallığı tartışılmaz, caz gruplarında saksafondan piyanoya açılır yelpaze. Ama bir de “arkadaki adamlar” vardır; işte ben hangi konsere gidersem gideyim gözlerimi onlardan alamam. Basçı daha kadersizdir kanımca, davulcu ise sadece seyircinin yüreğini hoplatacak bir soloya kalkınca hatırlanır. Özel solo anları dışında “arkadaki adamlar”dan beklenen işlerini aksatmadan yapmalarıdır. Hani vokalist arada sözü unutsa, gitarist iki nota kaydırsa pek anlaşılmaz da…