Müze Gazhane: Tarihin içinden “Kente Doğru”

Hasanpaşa‘dayız. Gazhane‘nin açılış günü. Sokakta koşturan çocuklardan, kapı önünde tavla oynayan esnaftan, balkonda çayını yudumlayan komşulardan geçerek geliyoruz Gazhane’ye. Yaşamın içinden, yaşayan bir yere gürül gürül bir akış bu. Sanırım çoğunlukla Gazhane olarak anacağız bu harika yeri ama tam adı Müze Gazhane. Bünyesinde; 6 sergi/müze salonu, 2 tiyatro/konser salonu, performans stüdyoları, kütüphane, İstanbul Kitapçısı, 3 yeme içme alanı, atölyeler, ortak çalışma alanları ve kapalı otoparkı barındırıyor. Sembolik bir mekan değil Müze Gazhane, yaşayan bir kültür-sanat havzası. Hasanpaşa sokaklarında top oynayan çocuklardan, kapısının önünü süpüren mahalleliden bir farkı yok. Olduğu yere zorla sıkıştırılmış-yapıştırılmış bir yer değil. Zaten “orada olan”, zaten bütün mahalleyi sarıp sarmalayan bir mekan.

Müze Gazhane’nin ilk sergilerinden birinin Serkan Taycan‘ın “Kente Doğru” sergisi olması, tam da bu “sarıp sarmalama” açısından çok yerinde ve değerli geldi bana. Kentleşmeyi, taşranın ve kentin dönüşümünü ve ekolojiyi odağına alan dört bölümlük bir yolculuk var bu sergide. Taycan’ın 2007’den bu yana sürdürdüğü gözlemler, araştırmalar, haritalandırmalar ve yürüyüşler bu serginin dört bölümünde bütünlüklü bir hikâye anlatıyor bizlere. Bu arada sergileme tasarımını da çok beğendiğimi ayrıca söylemeliyim.

Habitat, Kabuk, Agora ve İki Deniz Arası. Bu dört durakla ilerliyor yolumuz. Herkese kendi taşrasını hatırlatacak ve bir bellek yolculuğuna çıkaracak olan Habitat durağında, iki fotoğrafa hayran oldum. Serginin kitabı çıkınca kesin alacağım, o fotoğraflara arada bir açıp açıp bakmaya kararlıyım. Daha sonraki duraklar, yani Kabuk ve Agora mimari tartışmaların kapısını aralıyor. Yeni yerleşimler parlatılırken yerinden edilenlerin görülmez kılındığı, kent politikaları konuşulurken kimi yaşamların sessizliğe gömüldüğü, kent hakkı kavramının yukarıdan aşağı hizalandığı bir evrende tartışılacak çok şey var.

Bu sergiyi Müze Gazhane‘nin açılışında gezmenin katkısı Serkan Taycan‘ın da orada olmasıydı. Agora durağındaki fotoğraflara uzun uzun baktık birlikte. Fotoğrafların çekilme sürecini anlattı Taycan. Gezi sonrası İstanbul’un kamusal alanlarını, meydanlarını inceledik. Taksim Cumhuriyet Anıtı’nın üstünü ilk kez görmüş olmanın şaşkınlığını yaşadık, yöneticilerin meydan anlayışıyla yaşamın içindeki meydan varlığının farkından konuştuk. Bu bölümdeki fotoğraflara uzun uzun baklacağınıza eminim.

Serkan Taycan: Taksim Meydanı

Son durak olan İki Deniz Arası, Serkan Taycan’ın 2013 yılında Karadeniz’den Marmara’ya uzanan yürüyüşünün fotoğraflarıyla kent ve doğa ilişkisini sorguluyor. Bellek koridorlarında başladığımız yolculuk, bir tartışma alanında bitiyor. Hafızamıza mı sığınmalıyız, aktif ve katılımcı mı olmalıyız?

“Kente Doğru” sergisi Ocak 2022’ye kadar görülebilir, tavsiye ederim.

Zaten benim tavsiyeme gerek kalmayacak. Çünkü önümüzdeki günlerde mutlaka Müze Gazhane’ye gidecek, gitmişken de sergiyi gezeceksiniz. Mutlaka kütüphanesini gezecek, İstanbul Kitapçısı’na girip kitap almasanız bile harika ekibiyle sohbet edecek, çocuklarınızla bir etkinliğe katılacak, bir performansa denk gelecek, oyun izleyecek, müzik dinleyeceksiniz.

Bir başka yazıda 130 yıllık kültürel mirastan, on bin kitaplık kütüphaneden, Bilim Müzesi’nden, Karikatür Müzesi’nden, İBB Şehir Tiyatroları sahnelerinin repertuvarından ve genel olarak müzenin ekolojik duruşundan söz etmek üzere…

Emeği geçen herkese teşekkür ederim.

bir yorum bırakın