Merve Durceylan: Biraz kafamızı kaldırsak duyacağız

Kendi CenazemMerve Durceylan’ı gülmeyi bilen, neşesi yerinde, dünyaya dil çıkarma cesareti olan ve melodisi sağlam şarkısı. Merve’nin ses rengini ve meselesini anlatma tarzını seviyorum. “Derin duygularını yüzerek geçsem mesela / Ya da dans etsem en romantik anında / Yoldan geçen insanlara laf atsam olmadık yerde /Ya da kahkaha patlatsam bi cenazede” diye başlayan şarkının ”komşuları öldürme arzusunu” dillendirme cesaretini de seviyorum. Nisan ayında yayınlanan tekli “Alışık Değilim” de sevdiklerimdendir.

Merve Durceylan’ı üç soruyla Fil Uçuşu’na konuk etmek istedim. Sözü ona bırakalım. İşte “3Soruda Merve”

Dünya, dinlemeyi unuttuğumuz bir çağdan geçiyor. Kimse, kimseyi dinlemiyor. Bu kadar gürültünün içinde şarkıların anlattığı hikâyeleri nasıl duyacağız?

Ben bunu suyun altında olmaya benzetiyorum. Her gün kendi kaygılarımızda yüzüyoruz ve etrafta binlerce boğuk ses var. Ama onların kim olduğu, ne anlatmak istediği konusunda hiçbir fikrimiz yok. Gürültü artmıyor aslında, gittikçe kısıyoruz etrafımızdaki sesleri. Gittikçe sessizleşiyoruz; daha derine, daha uzağa yüzüyoruz. Biz sessizleştikçe de başkalarının hikayeleri önemini yitiriyor. Biraz kafamızı kaldırsak duyacağız aslında. Bunun için de önce bağlarımızı hatırlamamız gerekiyor. Bize geçmişimizi, hayallerimizi, olmak istediğimiz ve şu an olduğumuz kişiyi hatırlatan bağlarımızı. Çünkü insan ancak kendini duymakta özgür hissettiğinde başka hikayeleri de merak etmeye başlıyor. Şarkılardaki hikayeleri duymayı ve önemsemeyi de, önyargısız, baskısız ve katışıksız empati kurmaya başladığımızda öğreneceğiz diye düşünüyorum.

2013’ten bu yana üretiyor, tekliler yayınlıyorsun. Bir büyük hikayeyi anlatan bir albüm düşüncen var mı?

Hayatımın belli dönemlerine ait, perspektifinin ve odaklandığı konuların aynı olduğu çok şarkım var. Her yaş, her fırtına, her meltem bende o hikayeyi anlatma ihtiyacı doğuruyor. Bunları albümde toplamayı çok istiyorum. Ama bir de işin tüketim kısmı var ki o da popüler olmayan müzisyenler için büyük bir handikap. Ürettiğiniz her şarkı hızlıca tüketiliyor ve insanlar ertesi hafta yeni şarkıları beklemeye başlıyor. Böyle olunca da belki duygularımıza tercüman olacak nice güzel şarkı tarihin tozlu sayfalarında kayboluyor. Buna rağmen benim hayalim -her ne kadar artık nostaljik kabul edilse de- bir hikayeyi bütünüyle sarıp sarmalayan albümler yayınlamak. İlerleyen süreçte bunu hayata geçirmek için çalışıyorum.

Geleceğe baktığında hangi sözcük geçiyor içinden? Hukukçu Merve ile müzisyen Merve aynı sözcükte buluşuyor mu?

Her ikisinin de birbirini besleyen bir tarafı var. Hukukçu olmak bana insan hikayelerini önemsemeyi öğretti. Bir yerlerde hak arayan, adalet bekleyen, bütün bunlar için mücadele eden; kimsenin tanımadığı insanlar var. En çok da onların ihtiyacı var seslerini duyurmaya. Çünkü hikayeleri gerçek. Dinlemeyi ve yazmayı bu kadar sevmemin sebebi belki de budur. Bir yanda koca bir sistemin tatsız meseleleri, diğer yanda müzik gibi dünyanın neresinde olursa olsun insanların içsel kainatını kucaklayan evrensel bir dil. Bu yüzden müzik, benim için her zaman kendimi daha güzel hissettiğim ve daha özgür ifade edebildiğim bir yer olacak…

bir yorum bırakın