“Bak yeşil yeşil…”

Fotoğraftaki kişi bir çevre aktivisti; Jay Westerveld

Nesli tükenmekte olan çok sayıda deniz canlısı üstüne değerli çalışmaları ve eylemleri var. Ama dünya onu daha çok 1986 yılında, bir makalesinde kullandığı bir terim/sözcük ile tanıyor: Greenwashing

Otellerdeki “siz de bizim gibi çevreciyseniz, havlularınızın her gün temizlenmesini istemeyin” benzeri önermelerine kafayı takıyor Westerveld. Turizm sektöründeki çevreci görünme ve arka planda sadece ve sadece karlılığı düşünme meselesini dert ediniyor, bir makale yazıyor. İşte greenwashing ilk kez bu makalede kullanılan bir kavram.

Yeşil yıkama ya da yeşil boyama diye çevriliyor dilimize. Ama ben yeşil aklama demeyi tercih ediyorum. Bir çeşit “mış gibi yapma” durumu, tam bir aklama. Çevreye karşı duyarlı, sorumlu görünmek için türlü numara yapılması, böyle bir algı oluşturulacak imajın yaratılması, arka planda dönen rezaletin önüne yeşil bir dekor dikilmesi anlamına geliyor. Tabii iş giderek daha uç noktalara gidebiliyor; aldatıcı reklamlar, yanlış bilgiler, eksik raporlar, sakıncalı iletişim kampanyaları, seçilen isimden ambalaja kadar çeşitli hile-hurda. İşte bütün bunları anlatırken, daha önce politikada kullanılan “whitewashing” kavramından faydalanıyor Westerveld.

Bir süredir “aklama”nın her türü ilgi alanıma giriyor, bu konuda okumalar yapıyorum. (Evet, doğru bildiniz: Ozark sevdiğim bir dizi) Kendimi geliştirmeye, öğrenmeye çalışıyorum. Bu çaba sırasında da daha önce hiç bilmediğim, az bildiğim ya da yanlış bildiğim konularda aydınlanıyorum. Yakında bütün bunları bir şekilde paylaşmayı da düşünüyorum. Benzer konulara yoğunlaşan Öykü Baloğlu ve özellikle bir iletişimci olan dostum Arda Öztaşkın ile paylaştığımız okumalar, sohbetlerimiz bizi bir yerlere götürebilir. Bakalım…

Bütün bu okumaların bir bölümüyle yazıyı bitireyim. Şu aşağıdaki rakamlara bakın ve bu tüketim/israf çirkinliğinde “aklama” yapanları bir düşünün…

Birleşmiş Milletler Çevre Programı Gıda İsrafı Endeks Raporuna göre 2019 yılında yaklaşık 931 milyon ton gıda kayıp ve israf oldu. Gıda israfının % 61’i hane halkı düzeyinde gerçekleşirken, % 26’sı gıda hizmetlerinde ve % 13’ü ise perakende aşamasında yaşandı. Birleşmiş Milletler, tüketici düzeyinde hazır haldeki tüm gıdanın % 17’sinin hiç dokunulmadan çöpe gittiğini açıkladı. Öte yandan, dünyada yaklaşık 690 milyon insanın açlıktan olumsuz etkilendiği tahmin ediliyor. İnsanların yaşamı boyu ortalama 70 bin kez yemek yediği, bunun da yaklaşık 25-30 ton yiyeceğe denk geldiği hesaplandığında israf edilen gıdanın 30 milyondan fazla insana hayat boyu yetebileceği öngörülüyor. 

Yorumlar (3)

yeşll aklama daha güzel. daha uygun durmuş

Çok güzel bir yazı olmuş. Böyle bilgilendiren ve düşündüren yazılara bayılıyorum. Yazdıklarınızı okuyunca Türkiye’de israf durumu nedir diye merak edip baktım: 2021 BM Gıda İsrafı Endeksi Raporu’na göre Türkiye, dünya genelinde en fazla gıdanın israf edildiği ülkeler arasında yer alıyormuş ve her yıl kişi başına 93 kilogram yiyecek çöpe atılıyormuş.

Keyifle okudum, elinize sağlık….

bir yorum bırakın