Ekran-Resmi-2022-06-29-09.24.33

20 yıldır Nardis

Bir mekan, sadece bir “mekan” değildir kimi zaman. Düşüncelerin, duyguların, kültürel değerlerin buluşma noktasıdır. Dostlarla birlikte olunan yerdir. “Ben” olmaktan” biz” olmaya geçilen zemindir. Paris’teki Café de Flore’yi ilk gördüğümde bunu düşünmüştüm. Jean-Paul Sartre, Simone de Beauvoir ve Albert Camus’nün buluştuğu bir günü hayal etmiştim. Geçenlerde bu ünlü kafenin de bulunduğu Saint-Germain-des-Prés semtini her yönüyle anlatan Boris Vian kitabı Saint-Germain-des-Prés Rehberi‘ni okuyordum. Kitabında bölgedeki bütün isimlerin “takıldığı” caz barları da anlatıyor iki gözümün nuru Vian. Bu barlarda sadece caz müziği…

6131df32bf2144216030f3a7.jpg

Günden Kalanlar.41

Bir süredir sosyal medyada, özellikle Twitter’da sınırlı zaman geçiriyorum. Sınırlı zaman tam durumu açıklayan tanım oluyor; çünkü akıllı telefonumun üzerindeki bütün sosyal medya uygulamalarına süre sınırı koydum. Elbette istesem bu sınırı kaldırabilir ya da süreyi esnetebilirim ama yapmıyorum. Çünkü bu durum giderek daha çok hoşuma gitmeye ve bana iyi gelmeye başladı. İlk zamanlar bir şeyler kaçırdığım, bir şeylerden uzak kaldığım ve bazı sesleri duyamaz olduğum duygusu hakimdi. Giderek o sessizlik halinin değerini anladım. Duymak istediğim seslerin bir süre sonra gürültüye…

Ekran-Resmi-2022-06-27-18.33.46

Fazıl Say: İyilikten yana bir hikâye anlatıcısı

Fazıl Say benzersiz bir hikâye anlatıcısı. Notalarıyla, harfleriyle, sözleriyle ve hayattaki duruşuyla bitimsiz bir hikâye anlatıyor bize. Joseph Campbell’ın “kahramanın sonsuz yolculuğu” çemberindeki her evreden kendisi de geçiyor, dinleyicisini-okurunu da geçiriyor. Bu birlikteliğin nedeni dehasına ve bilgi birikimine olan hayranlıktan öte, samimiyetine inanç. O samimiyeti sağlayan da hep iyiden yana olması. Fazıl Say’ın yeni eseri Portreler dünya prömiyerini Antalya Akra Caz Festivali‘nde yaptı. İlk seslendirilişi 17 Haziran’da gerçekleşti. Yoğun ilgiyi karşılamak için 18 Haziran’da aynı programla bir konser daha gerçekleştirdi…

kapak_061320

Ortaçgil 50: Masumiyetimizin mühürlendiği gece

40 yıl konserine başlarken şöyle demiş Bülent Ortaçgil: “Böyle bir gece için iki ihtimal var, ya duygusallaşacağız ya da felekten bir gece çalacağız. Ben ikincisini tercih ediyorum.” O konseri, yani 40.yıl konserini Fil Uçuşu’nda yazmışım. 2010 yılında. Dileyen o yazıya ve o konserde sahnede kimler olduğuna, neler yaşandığına buradan göz atabilir. Zaman akıp gitti. O konserden bu yana geçen 12 yılda öyle çok şey oldu ki; ne yazık ki çoğu da üzüntü hanemize yazdığımız şeyler. Hayatımızın muhasebe defterinde hep sol sayfalar…

307561B7-5407-4E59-B544-39003811DCC2

Üç soruda Deniz Tekin ve İstanbul Caz Festivali

Deniz Tekin, 2 Temmuz’da İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın 29.sunu düzenlediği Caz Festivali kapsamında Süreyya Operası’nda sahne alacak. Deniz’le yıllar önce Motto Müzik’teki Noktalı Virgül programıma konuk olduğu gün tanışmıştık. Hatta gelirken gitarının başına da “iş” gelmişti, neyse ki enstrümanda kırık-çıkık yoktu. Gülmesine gülmüştük ve hatta “laaaps diye” konuya girmeyi de öğrenmiştim ondan ama dahası da vardı. Deniz’in meseleleri hızlıca ve sakinliğini bozmadan kavramasına, tane tane anlatmasına da bayılmıştım. Sonrasında yaptığı her şeyi ilgiyle izledim, türler arasında gezinme cesaretini alkışladım. Şimdi Deniz…

DFB73636-50FF-4E60-90D9-DCB729A125B5

Merve Durceylan: Biraz kafamızı kaldırsak duyacağız

“Kendi Cenazem” Merve Durceylan’ı gülmeyi bilen, neşesi yerinde, dünyaya dil çıkarma cesareti olan ve melodisi sağlam şarkısı. Merve’nin ses rengini ve meselesini anlatma tarzını seviyorum. “Derin duygularını yüzerek geçsem mesela / Ya da dans etsem en romantik anında / Yoldan geçen insanlara laf atsam olmadık yerde /Ya da kahkaha patlatsam bi cenazede” diye başlayan şarkının ”komşuları öldürme arzusunu” dillendirme cesaretini de seviyorum. Nisan ayında yayınlanan tekli “Alışık Değilim” de sevdiklerimdendir. Merve Durceylan’ı üç soruyla Fil Uçuşu’na konuk etmek istedim. Sözü…

A2A60E61-923A-44AB-B278-9613E6060571

Artrit mi? McLaughlin üstesinden gelir…

John McLaughlin yeni albümü Liberation Time‘ı pandemi sırasında, uzun süredir yaşadığı Monaco’da yazmış. Salgının ilk günleri iyi geçmemiş büyük usta için. Hepimizi sarmalayan depresif haller onu da kucağına almış. Neyse ki ilham perileri o çıldırma hallerini kovalamış ve üretim başlamış. Sonuçta ortaya iyimser, sıcak, neşeli parçalar çıkmış. Aman yanlış anlaşılmasın, dans ettiren bir neşe değil bu; McLauglinvari bir neşe diyelim. Neşelendikçe perdelerde deney, gezinti sayısını artırmış, süratine sürat katmış. Albüm kayıtları, pandemi koşullarında yani uzaktan kumanda ile gerçekleşmiş. Aslında demo…

Günden Kalanlar.40

Fil Uçuşu’nda açtığım başlıklar var. Seri yazılar. Emma Peel bunlardan biri. Daha eski yıllarda Bayan Tekil Birey serisi vardı. O Esnada Başka Bir Yerde var mesela… Farklı başlıklar. Günden Kalanlar da bu başlıklardan biriydi. Bir çeşit günlük. Son olarak 39 numaralı Günden Kalanlar’ı 2015 yılında yazmışım. O tarihten bu yana günlük yazmadığım anlamına gelmiyor bu suskunluk. Defter sayfalarında çokça not-yazı vardır. Ama düzenin bozulduğu da bir gerçek. Bu yılın ilk yarısında çok seyahat ettim. Yurt dışı seyahatleri de var; İngiltere,…

Ekran-Resmi-2022-04-27-09.08.46

“Bak yeşil yeşil…”

Fotoğraftaki kişi bir çevre aktivisti; Jay Westerveld Nesli tükenmekte olan çok sayıda deniz canlısı üstüne değerli çalışmaları ve eylemleri var. Ama dünya onu daha çok 1986 yılında, bir makalesinde kullandığı bir terim/sözcük ile tanıyor: Greenwashing Otellerdeki “siz de bizim gibi çevreciyseniz, havlularınızın her gün temizlenmesini istemeyin” benzeri önermelerine kafayı takıyor Westerveld. Turizm sektöründeki çevreci görünme ve arka planda sadece ve sadece karlılığı düşünme meselesini dert ediniyor, bir makale yazıyor. İşte greenwashing ilk kez bu makalede kullanılan bir kavram. Yeşil yıkama…