notfest-bozcaada-30.06.2021-16-24-32

Bozcaada’nın bir tiyatro festivali var

27 – 29 Ağustos tarihleri arasında Bozcaada tiyatroyla buluşacak. Usta isimlerden yeni keşiflere, atölyelerden söyleşilere uzanan üç günlük bir festival geliyor. No Tiyatro’nun bir projesi bu. Festivalin tam adı da “NOTFEST Bozcaada Tiyatro Festivali”. Festival biletleri çoktan satışa çıktı. İşte tam bu noktada benim için en önemli konudan söz edeyim. NOTFEST Bozcaada ekibi, konservatuvara hazırlanan öğrencilere eğitim desteği ve konservatuvar okuyan öğrencilere de oyun bileti desteği olarak ayrılacak destek biletlerini de satışa çıkardı. Festivale katılan veya katılamayan her tiyatroseverin katkıda bulunabileceği destek biletlerinden…

Resimli-Cokdilli-Bitki-Adlari-sozlugu

Bedevian’dan Bitki Adları Sözlüğü

Çocukluğumdan beri sözlüklere büyük bir merakım vardır. Anlamadığım konuların sözlüklerini bile alırım, uzun uzun karıştırır, bazı maddelerinde kaybolmayı severim. Özellikle de resimli-desenli, ciltli sözlükleri, tıpkıbasımları. Dünyada pek çok böyle sözlük var ancak bunları Türkçede basmak kolay iş değil. Çok masraflı bir yayıncılık işi, üstelik satış rakamı açısından karşılığı da yok gibi. Yani dünya edebiyat ya da bilim tarihinin çok değerli sözlüklerini dilimizde bulabilmemiz ancak güçlü ve arkasında sağlam bir destek olan yayınevlerinin çabalarıyla mümkün. Hatta destek de yeterli değil; bu…

8228660d-788d-48ec-a54f-8448eeb19443

Sarmaşık: Yayımlanmayan kapak

Fil Uçuşu uzunca bir süredir teknik sorunlar yaşadığı için bazı konularda hiç yazı yok bu sayfalarda. Bu konulardan biri de Levent Gönenç‘le birlikte 2020’de yayımladığımız Sarmaşık adlı çizgi romanımız. Oysa üstüne en çok yazı yazabileceğim, yayın süreciyle ilgili en çok kulis bilgisini paylaşabileceğim işlerden biri Sarmaşık. Neyse, geç olsun da güç olmasın diyerek iki satır paylaşayım. Kulis bilgilerinden biri de kitabın kapak tasarımı süreciyle ilgili oldu. Hem yayınevi, hem ben, hem de Can Yayınları’nın kapaklarında harikalar yaratan müthiş tasarımcı Utku…

216745948_10159414997258850_6471319586756252966_n

Kişisel tarih: Hayatımın Konserleri

Artemis Günebakanlı’nın podcasti Dip Gürültüsü’ne konuk olduğumda, zihin zorlayıcı bir soruyla karşılaştım: “Seni çok etkileyen konserlerden birini hatırlıyor musun?” Elbette bu sorunun çok sayıda cevabı var. Aslında etkilendiğim konserleri tarif eden anlar var benim için. 9 Temmuz 1996’da John Mac Laughlin – Al Di Meola – Paco De Lucia’nın Açıkhava Tiyatrosu’nda verdikleri konserde “Mediterranean Sundance” başladığında ayağa fırlayıp “Vaaaay” diye bağırmam bu anlardan biridir. Bilinçli bir an değildi, farkında olmadan bağırmış sonra da birilerini rahatsız ettim mi diye çevreme bakmıştım….

E54GnEZWEAIZaYp

Moda’da bir Dip Gürültüsü günü

Artemis Günebakanlı yıllarca ilgiyle takip ettiğim bir isimdi. Sonra bir seyahatte karşılaşıp yaptığı işleri büyük bir beğeniyle takip ettiğimi söyledim, tanışmış olduk. Zaman içinde birbirimizin üretimlerini takip ettik ama sıklıkla görüşebildiğimiz söylenemez. Etkinliklerde karşılaşmalar, ayaküstü merhabalar. Ama birbirimizin yaptığı işlerden hep haberdar olduk. O süreçte bir kere de Murat Kılıkçıer‘le Noktalı Virgül programıma konuk oldular. In Hoodies ile yola çıkıp Manyetik Bant‘la viraj aldığımız bir sohbet olmuştu. Bu sohbeti merak edenler şuraya tıklayabilir: Motto Müzik Noktalı Virgül, In Hoodies/Artemis Günebakanlı…

1377219

Müze Gazhane: Tarihin içinden “Kente Doğru”

Hasanpaşa‘dayız. Gazhane‘nin açılış günü. Sokakta koşturan çocuklardan, kapı önünde tavla oynayan esnaftan, balkonda çayını yudumlayan komşulardan geçerek geliyoruz Gazhane’ye. Yaşamın içinden, yaşayan bir yere gürül gürül bir akış bu. Sanırım çoğunlukla Gazhane olarak anacağız bu harika yeri ama tam adı Müze Gazhane. Bünyesinde; 6 sergi/müze salonu, 2 tiyatro/konser salonu, performans stüdyoları, kütüphane, İstanbul Kitapçısı, 3 yeme içme alanı, atölyeler, ortak çalışma alanları ve kapalı otoparkı barındırıyor. Sembolik bir mekan değil Müze Gazhane, yaşayan bir kültür-sanat havzası. Hasanpaşa sokaklarında top oynayan…

188844936_291910719313504_8777231767576239274_n

Amal’ın yürüyüşü

İster göçmen diyelim, ister sığınmacı ya da mülteci… Yerinden yurdundan edilen insanlar için hangi kelimeyi seçtiğimiz önemli değil. Dünyanın kanayan yaralarından birine nasıl baktığımız, bu konuda ne kadar bilinçli olduğumuz önemli. Son 20 yılda yerinden edilen insan sayısı ikiye katlanırken, toplam rakamın yarısını da çocuklar oluşturuyor. Hani “onlar bizim geleceğimiz, ne yapıyorsak onlar için yapıyoruz” dediğimiz çocuklar var ya, işte onlar. The Walk, mülteci çocuklar konusuna sanat aracılığıyla dikkat çekmeye çalışan bir proje. Konuyu sokağa taşıması, dokunulabilir bir hikaye haline…

Cover-Art-Ceren-Turkmenoglu-V2

Ceren Türkmenoğlu: Mâî

Özgeçmişine bakınca Ceren Türkmenoğlu’nun Ankaralı olduğunu düşündüm. Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı ve Hochschule für Musik und Theatre Leipzig’de keman eğitimi almış. Ankara Devlet Opera ve Balesi Orkestrası ve ardından İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası’nda çalışmış. 2017’de Amerika’ya taşınarak keman performansı yüksek lisansını tamamlamış ve Boston Filarmoni Orkestrası da dahil olmak üzere önde gelen orkestraların üyesi olarak çalışmış. Yo-Yo Ma’nın kurduğu Silk Road Ensemble ile de çalışmaları olmuş. Halen Ankara Opera ve Balesi Orkestrası’ndaymış. Bunlar yaptıklarının bir kısmı. Başlangıç ve şimdiki zaman…

1624914237564-tttt

Afyon’da Caz Festivali var beyefendi!

Bu yazı Afyonkarahisar Kent Konseyi başkanı “Caz festivali gereksizdir” açıklamasını yapmadan önce yazılmalıydı. “Önce yazılmalıydı” meselesine geleceğim. Ama önce olayı hatırlayalım: Geçenlerde Afyonkarahisar Kent Konseyi Başkanı Şemsettin Yasan, Haziran ayının son günlerinde 21’ncisi düzenlenen Afyonkarahisar Caz Festivali’nin “gereksiz” olduğunu savundu. Bir sosyal medya paylaşımıydı bu. Şöyle bir soru attı ortaya Yasan. “700 bin nüfuslu Afyon’da Caz Festivali’ne kimler katılır? Yüzde bir olsa 7 bin kişi eder. Gelen bini bile bulmaz. Onun da yarısı protokol. O zaman niye?” Gelen yoruma da…

71CjPPFBlYL._AC_SX679_

Frida’lı kahve kupası

Frida Kahlo’nun doğum günü imiş bugün. Son yirmi yılda bir ressamdan, bir sanatçıdan çok bir ikona dönüştü ve hatta kimi zaman bir fotoğrafa sabitlendi. Oysa (yaşadığı onca şeye rağmen) sabitlenemeyen bir beden ve zihinmiş kendisi. Hayat hikâyesi çok etkilemiştir beni. Üstelik her okuduğumda, ona dair bir yenilik bulmuşumdur. Güney Amerika’nın ver Meksika’nın gerçekle ilişkisini, Kahlo’nun resimlerine her baktığımda yeniden düşünürüm. Marquez’den Neruda’ya, Paz’dan Fuentes’e uzanan bir edebi zincir gelir aklıma. Bir de her seferinde “Çağdaş Latin Amerika Şiiri”ni bize hazırlayan…