twitter

11 Kas: Kitap önermek…

Kitap önermeyi severim. Aslında en güzeli tanıdığın, okuma zevkini bildiğin bir insana, bir arkadaşına kitap önermektir. Daha da güzeli, o kişinin de sana “Falanca kitabı mutlaka oku,” demesidir. Merkezinde bir kitabın olduğu sohbetin tadına doyum olmaz. Kitap önermek, kişisel bir beğeninin yansımasıdır. Önerdiğiniz kitap, bir okur için “harika” olabilir bir diğer okur için “vasat”. Önerdiğim bir kitabı “memnuniyetsizlikle” karşılayanlar olduğunda üzülmem. Aksine, bu memnuniyetsizliği, o okurun kendi yolunu bulması için değerli bir adım olarak görürüm. Twitter ortamını daha aktif kullandığım…

0000000728095-1

27 Haz: “Mecburiyet” ve “neyse ki Mehmet Öğretmen var”

Dün sosyal medyada bir kitap önerdim. Stefan Zweig‘dan Mecburiyet. Ressam Ferdinand ve karısı Paula’nın yaklaşık iki güne sığan hikayesi, güçlü bir sivil itaatsizlik metni. Kendi hikayesine benzer bir noktadan yola çıkan Zweig, zihnindeki gel-git’i bu iki karaktere bölmüş. Böylece devlet makinesinin amaçladığı savaş ile insan olmanın arzuladığı barış arasındaki tartışmayı da aktarabilmiş. “İnsanlığın ötesinde bir vatanım, insanları öldürmek gibi bir hırsım yok ama beni ele geçirdiler, askere gitmek zorundayım” diyen ressam Ferdinand ile “İnsanın tek bilmesi gereken, insan olduğu ve…

sevgi-soysal-kimdir-olum-tarihi236-tarihtebugun

03 Mar: Çok satanlar listesinde hangi yazarları görmek isterdiniz?

Yayıncılık dünyası hala Sabahattin Ali-Kürk Mantolu Madonna konusuna, satış rakamları üzerinden şaşırmaya devam ediyor. Elbette sevindirici şaşkınlıklar bunlar. Çünkü Kürk Mantolu Madonna hala çok satanlar listesinde. Hatta İçimizdeki Şeytan da yeni baskılar yapmaya başladı. Benzer bir durum Can Yayınları tarafından yayınlanan bütün George Orwell kitapları için de geçerli. 1984 ve Hayvan Çiftliği elbette açık ara önde gidiyor ama diğer Orwell kitapları da oldukça iyi satıyor. Marquez, Camus, Kafka, Steinbeck ve başka isimler de var bu listeye eklenebilecek. Peki nedir bu…

16 Ağu: Süreklilik ve Fil Uçuşu

Süreklilik… Hangi işi yaparsam yapayım ‘süreklilik’ önemlidir benim için. Fil Uçuşu, ilk gününden bu yana, aynı düşünceyle ve hassasiyetle devam ediyor. Kimi zaman daha sıklıkla yazı paylaşıyorum, kimi zaman daha seyrek. Kimi zaman, başladığım serilere uzun süreli aralar veriyorum. Kimi zaman, başka bir yerde yayımlanmış bir yazıyı paylaşıyorum. İstatistiklerine, yorum sayılarına bakmadan devam ediyorum yoluma. Tek yaptığım, Fil Uçuşu’na bir yazı koyduğumda bunu twitter hesabımdan duyurmak. Öykülerimi kağıt-kalemle yazarım. Masamın üstü defterlerle dolu. Yakınlarım kırtasiye merakımı bilir zaten. Fil Uçuşu,…

Unknown-2

21 Haz: Geçiş Döneminin Aktörleri

En iyi belgesel Oscar’ını alan Citizenfour’da, Eric Snowden bir otel odasında The Guardian’in kurt gazetecisi Ewen MacAskill’e kitlesel dinleme işleminin nasıl gerçekleştirildiğini anlatıyor. MacAskill’in sistemin işleyişini anlamak için sorduğu soruları, hoş bir tebessümle yanıtlıyor Snowden. 1952 doğumlu bir gazeteciye karmaşık gelen bu işleyiş, 1983 doğumlu bir bilgisayar uzmanı için tebessümle geçiştirilecek kadar basit çünkü. İnternetin doğuşuna tanıklık etmekle, internetin olduğu bir dünyaya doğmak arasındaki fark. Dürüst olalım, hala bütün dünyada sayısal ortamda yayıncılık ve e-kitaplar konusunda ürkek sorularımız, tedirgin algılarımız…

09 Şub: Kütüphanelere gider misiniz?

Kitapla aşkını çocukluğunun “Gezici Kütüphane” otobüslerinde derinleştirmiş bir okurun, aklının bir köşesinde her daim bu soruyla yaşaması normal. aslında soru biraz daha can acıtıcı. Biz kütüphaneleri neden sevmeyiz? Geçenlerde bir toplantı sonrasında Cevat Çapan, Gönül Çapan, Nursel Duruel ve Doğan Hızlan ile sohbet ederken söz döndü dolaştı, Bursa Nilüfer Belediyesi’nin kültür sanat çalışmalarına ve özellikle de kütüphanelerine geldi. Gece boyunca, böylesi derya deniz isimler in yanında elbette daha çok dinleyici olan ben, söz kütüphanelere gelince bir heves konuşmaya başladım. Kütüphanecilik…

bir-zamanlar-anadolu-da_238440

19 Ara: 2011’in en önemli sanat olayı!

Bir yıl biterken yapılan genel değerlendirmeler, biraz hafıza tazelemeye, biraz arşiv bilgilerinden faydalanmaya, biraz kolay yoldan sayfa doldurmaya, biraz da değerlendirmeyi yapanın bakış açısına göre değerli olan işlerin üstüne, son bir umutla ışık düşürmeye yarar. Değerlendirme verileri ve bu verilere dayanılarak oluşturulan listeler konusuna hep mesafeli (ne yalan söyleyeyim, biraz da şüpheli) yaklaşmışımdır. Ama benim de içime girdi o virüs ve yılın son ayında sayfa doldurma kolaycılığına sırt yaslamak, sosyal medyanın nabzını tutmak gibi düşüncelere karşı koyamadım. Twitter kullanıcılarına 2011’in…

imagesCAT61FR3

12 Haz: Türk Tiyatrosu’nun Yeni Öncüleri Kimler?

Arada bir twitter’da bir soru sorup, çıkan sonucu Fil Uçuşu’nda paylaşmayı seviyorum. Elbette twitter üstünden gelen cevapların bir istatistik kesinlik vaat etmediği biliyorum. Olsa olsa, kabaca bir değerlendirme denebilir. Yine de, konuyla ilgilenenler için zihin açıcı bir liste oluşuyor. Bu kez soru şöyleydi: Sizce son beş yılda, Türk Tiyatrosu’ndaki, belirleyici/yenilikçi/yaratıcı/zihin açıcı YAZAR ve/veya YÖNETMEN kimdir? Çok sayıda cevap geldi. Gelen cevaplara bakılınca iki isim üstünde bir mutabakat var: MURAT DALTABAN ve BERKUN OYA. Deyim yerindeyse “açık ara” öndeler. Her iki…

08 May: Aklınızda hangi anne kaldı?

Amy Wilson’un Anneler Günü şerefine oluşturduğu 8 kitaplık liste benim de akılma benzer bir soruyu düşürdü. Wilson “Physco Moms in Literature” başlıklı listesiyle edebiyattaki anormal/sapık/rahatsız edici anne karakterlerinin peşine düşmüş. Önce o listeye bakalım, sonra kendi listemize geçelim. Şu romanlardaki (ve bir de oyundaki) anne karakterlerine dikkat çekmiş Amy Wilson: 1. Her Last Death – Susanna Sonnenberg 2. Anywhere But Here – Mona Simpson 3. Olive Kitteridge – Elizabeth Strout 4. Lolita – Vladimir Nabokov 5. The Beauty Queen of…

DoganHizlanYektaKopan

22 Ara: Günden Kalanlar.13

• İKSV’de yapılan Doğan Hızlan’la Edebiyat Sohbetleri’nden bir fotoğraf geçti elime, sağ olsun izleyicilerden biri çekip kendi blog’una koymuş. Fotoğrafa bakarken 1950 kuşağı yazarlarının, hala süren etkilerini düşündüm. Oradan da kafam II.Dünya Savaşı sonrası sanatta yaşananlara gitti. Mimaride, resimde, sahne sanatlarında yaşanan büyük değişimler. Edebiyatta çok yönlü bir karşılığı var savaş sonrası atmosferinin. Edebiyat tarihi üstüne yapılan incelemeleri okumayı seviyorum. Özellikle de siyasi atlasla üst üste bindirilenlerini. • 2010’da dinlediğim albümlerden bir liste koydum Fil Uçuşu’na. Listenin başına da, “Türkçe-Caz-Klasik”…