Çizgi-roman

emanet-sehir-202x300-1

22 May: Ankara dediğin bir büyük yalan Şekip!

Levent Cantek, Dumankara/Hayat Bir Yangındı cildiyle başlattığı Ankara Üçlemesi grafik roman dizisine Emanet Şehir’le devam ediyor.  Yanında da önceki cildin iki öyküsünde birlikte çalıştığı Berat Pekmezci var. Cantek bu anlatısında, Dumankara ile başlattığı havayı sürdürmekle kalmıyor, yapıyı bir basamak yukarı çıkarıyor. Cumhuriyetin kurucu kadrolarının elinden aldığı itibarla, kendini önemli hissetmeye başlayan ve neredeyse bu yalana inanır hale gelen 1940’ların Ankara’sını sadece dekor olarak kullanmayan, doğrudan hikayenin önemli bir karakteri haline getiren bir grafik roman var elimizde. Neredeyse vücuda gelip salınan…

5e17bb014e4731d0ee80e66e41d09c9e

05 Oca: Rutu Modan’dan The Property: Sırlar ve Yalanlar

Rutu Modan, 1966 doğumlu İsrailli bir çizer. 2013 tarihli çalışması The Property, geçen yılın en beğenilen işlerinden biri oldu. Daha çok kısa hikayeleri ve bant çalışmalarıyla tanınan Modan bu kitapta, uzun soluklu bir anlatıya atılmış ve inanılmaz etkileyici bir sonuç elde etmiş. Aslında uzun süre önce Michel Kichka‘nın yayımlandığı bütün ülkelerde çok konuşulmuş otobiyografik çizgi-romanı İkinci Kuşak/Babama Söyleyemediklerim hakkında bir yazı yazmak istemiştim. Demek ki başka bir okuma sürecinin bunu tetiklemesi gerekiyormuş. İkinci Dünya Savaşı sonrası ailenin hayatta kalan tek…

Screen-shot-2011-06-17-at-14.07.161-e1308318971360

05 Oca: Castro: Bir devrimcinin öyküsü!

Alman gazeteci Karl Mertens, bir röportaj yapabilme umuduyla, her tür riski göze alıp Sierra Madre dağlarına gider ve kamp yerinde bin aramadan geçip zorlukla ulaşır hamağında dinlenen Castro’ya… Bütün bu gizemin, aramaların, suikast korkusunun, ulaşılmazlık çemberinin farkındalığıyla sorar Castro: “Bunun nasıl bir devrim olduğunu öğrenmek istiyorsun değil mi?” Hep böyledir zaten. Karşısındakinin sormasını beklemeden cevap verir Castro. Sözlerini “Yılın sonunda ya kahraman olacağız ya şehit!” diye bitirir. İçi kahve dolu termosunu kürsüye koyup, partagas’ını yakıp dört buçuk saat boyunca Amerika…

3-MiKROP_ZALiMSEVKi_jpg

08 Mar: Engin Ergönültaş’tan bir roman: Minare Gölgesi

Bir kitabı okumadan tavsiye edeceğim şimdi. Yazarının adını söylediğimde, özellikle bir kuşağın neden böyle yaptığımı anlayacağını düşünüyorum: Engin Ergönültaş. Ankara yıllarımda, dostum Levent Gönenç ile mizahın muhalefetiyle adım adım ilerlemeye çalıştığımız o yıllarda, Engin Ergönültaş adı bizim için tanığı olamayacağımız dünyalara açılan bir pencereydi. Şehrin korunaklı alanındaki yaşamlarımızın kapalı ve kırılgan haliyle yüzleşebilmemiz için bir pusulaydı onun çizdikleri. Levent Cantek “Türkiye’de Çizgi Roman” adlı kapsamlı ve önemli kitabında çerçeveyi daha iyi çiziyor: “Ergönültaş, ezilmiş insanların, marjinallerin argoyu, cinselliği, şiddeti kullanışlarını…

cash1c

09 Ara: “Merhaba, ben Johnny Cash!”

Etkisi nesiller boyu süren müzisyenlerden Johnny Cash‘in kişisel hikayesinin dinamikleri sonucunda kendisini iyice dine verdiği bir dönemi var. Aynı noktada, böylesi bir dine dönüşün, keskin bir Hıristiyanlığın izlerini Bob Dylan, Leonard Cohen, Joan Baez’de de görürüz. Şarkı sözlerinde iyice içe kapandıkları, coğrafyadan ve sınıf sorunlarından, ruhsal dünyaya ve ölümle yaşam arasındaki sınıra yoğunlaştıkları dönemler. Cash için bu dönemin köklerine gidildiğinde, 1944 yılında kardeşi Jack’in odun keserken testereye kapılıp hayatını kaybetmesi olayıyla karşılaşıyoruz. Üstelik sonraki yıllarda Johnny, kardeşinin onun yapması gereken…

logicomix

18 Kas: Kahraman: Bertrand Russell

Ne şu koca yaşlı dünyanın derdi biter, ne de şu tedirgin insanların sonsuzluk karşısındaki korkuları. Her bunalım dönemi, ardından düşünsel ve ruhsal bir arınma ihtiyacıyla çıkagelir. Yeni dünya düzeni, bitmeyen bunalımlara merhem olması ve o arınma ihtiyacının karşılanması için hap haline getirilmiş araçlarını sunmaya devam eder. Kadim bilgilerden, dinlerden, sosyal bilimlerden devşirilen birkaç süslü cümleyle her gün yeni bir yemek yapar. Yemek soğuyup tatsızlaşınca içine hemen biraz baharat katılıp yeniden piyasaya sürülür. Kişisel gelişim, kuantum, new age tanımlamaları havada uçuşur….

sacco

27 Ağu: Joe Sacco: Hâlâ vicdanı olanlara…

Joe Sacco bir gazeteci, muhabir ve hepsinden ötesi bir çizer. Savaş ve yıkım bölgelerinin canlı tanıklığını bilgisayarının tuşları, kamerasının objektifi ya da fotoğraf makinesinin deklanşörü ile yapmıyor; tanıklıklarını çizim kalemleriyle, tarama ucuyla aktarıyor bizlere. Neredeyse biricik bir deneyim bu. 2001 tarihli Filistin çizgi romanının önsözlerinden birini Edward Said yazmış. Said şöyle diyor: “Sacco sağduyulu bir şekilde, militanlığa, özellikle de sloganlarla topluca sergilenen militanlığa prim vermiyor. Oslo sürecinin ardından artık parodiye dönüşmüş çözüm önerilerine de yanaşmıyor. Ama onun çizgileri, okuyucuyu, çektikleri…

imagesCASAMLBL

16 Nis: 1 teleye ihtiyacı olan adam… Gerçekten…

Önceleri 1 yetele’ye ihtiyacı vardı Faik‘in. Sonra o da ekonominin dinamiklerine ve söylemine ayak uydurup, ihtiyacı olan para miktarını 1 tele olarak belirledi. Eminim şimdilerde, liranın yeni simgesi konusunda da söyleyecekleri vardır. Uğur Gürsoy‘un düşünce ve çizgi dünyasının, Fırat‘la birlikte takip edilesi karakterlerinden biri Faik. Onu Fırat’ın yaşadığı mahallede, boş bir arsada, kahvenin önünde, minibüs durağının arkasında her an görebileceğimizi biliyoruz. Fırat ve arkadaşları arada bir dalga geçip, makaraya alsalar da, Faik’siz bir mahalle düşünemezler. Aynı bakış açısı mahalle sakinleri…

L_MALET

06 Nis: Tolbiak Köprüsünde Hava Puslu

Léo Malet ile 1996 ya da 1997’de Metis Yayınlarının Polisiye Dizisi sayesinde tanışmıştım. Yeri gelmişken söyleyeyim, kapaklarıyla, seçilen kitaplarıyla ve çevirileriyle Metis’in o serisi harika bir seriydi. Malet’nin Kara Üçleme’sinin ilk cildi olan Hayat Berbat’ı nasıl bir solukta okuduğumu gayet iyi hatırlıyorum. Lafı evirip çevirmeden, deyim yerindeyse kafa-göz girişiyordu okura Malet. Sokağın dilinden ve zihninden yazılmış bu anti-kahraman romanında özellikle diyaloglara bayılmıştım. Kötülüğü ve umutsuzluğu sorgulayan yazar Güneş Bize Haram’da da aynı eksende ilerletir hikayesini. On altı yaşındaki Andre Arnal’ın…

1909445-jeff_lemire_large

28 Mar: Essex County Üçlemesi: Kuzeyde bir kasaba yalnızlığı

Bir yetim, eski bir buz hokeyi oyuncusu ve bir kasaba hemşiresi. Bütün bu karakterlerin hatalarına, düşüncelerine değen diğer karakterlerle, Kanada’da bir kasabada yaşanan hikayeler. Kuzeyin ruhundan yola çıkıp giderek büyük resme, insanlığa ve onun bitmek bilmez yalnızlığına, terk edilmişliğine yürüyen güçlü bir metin. Kesişen hikayelerin teyel yerlerini gösterecek kadar içten, samimi bir anlatım. Çoğu zaman sessiz ya da fısıldayan, sinemasal anlatımı güçlü kareler. Jeff Lemire, 1976 doğumlu Kanadalı bir grafik sanatçısı, karikatürist, yazar. Doğum yeri olan Essex County’den bir rüzgarla…