Can Yayınları

kedilerr

31 Eki: Kediler Güzel Uyanır

Bir süredir Fil Uçuşu’na yazamadım. Arada bir böylesi kopukluklar oluyor. Oysa “süreklilik” önemlidir benim için. Neyse… Uzun bir konu bu. Hayat koşturması denen (ve nedense benim daha çok kovalandığım) o karmaşa içinde kimi zaman nereye yetişeceğini şaşırıyor insan. Kimi zaman zorunluluklar çoğu zaman sevmesek de yapmak zorunda olduğumuz işler… Bazen farklı oluyor ama… Benim için de bu süreç öyle geçti. Seyahatler, yapmaktan her zaman mutluluk duyduğumu söyleyemeyeceğim televizyon dünyası işleri, yapmaktan her zaman mutluluk duyduğum edebiyat buluşmaları, seminerler, ayrıca sağlık…

kirlarda-bir-gun-butun-oykuleri-4-188720110827010922

16 Eyl: Kütüphanemizdeki “Öykü Kitapları” Rafı

Kütüphanenin karşısında durup, donuk gözlerle raflara baktığımız günler olur. “Ne okuyacağımı bilemiyorum,” kaygısı yerleşir içimize. Kimi zaman da okumaktan iyice uzaklaştığımızı, hiçbir kitapla mutlu olmadığımızı düşünürüz. Öyle günlerde kurtarıcı kitaplara, kurtarıcı yazarlara ihtiyaç vardır. En çok da öykülere ihtiyaç vardır. Elbette her okur “biricik” olduğuna göre isimler kişiden kişiye değişebilir ama çoğumuz için kesişim noktasında aynıdır: Anton Çehov. Çehov öyküleri bugüne kadar farklı çevirilerle farklı yayınevleri tarafından Türkçede yayımlandı. Bu çevirilerin içinde en mahir olanı Mehmet Özgül çevirisi. Mehmet Özgül…

savaslari-krallari-ve-filleri-anlat-onlara20110415010647-1303203029

13 May: Bir roman kahramanı olarak Michelangelo

“Leonardo da Vinci’nin çizimi bir yere varamaz, çünkü ne Padişah’ı düşünüyor ne şehri ne de kaleyi. Michelangelo içgüdüsel olarak kendisinin daha ileri gideceğini, başaracağını biliyor, çünkü o İstanbul’u gördü, çünkü kendisinden istenen eserin baş döndürücü bir geçiş köprüsü değil, bir şehrin, imparatorlar ve sultanlar şehrinin çimentosu olduğunu anladı. Askerî bir köprü, ticari bir köprü, dinî bir köprü. Politik bir köprü. Şehrin bir parçası.” Mathias Ėnard’ın “Savaşları, Kralları ve Filleri Anlat Onlara” isimli romanının baş karakteri, henüz 26 yaşında yaptığı Davud…

04 May: Ubor Metenga! Yeniden!

“Özlem bitiyor!” diye başlayacağım söze. Ama bu sözü kendi cephemden kullanıyorum. Çünkü Ubor Metenga Buluşmaları’nı öncelikle ben özledim, biz özledik. Aslında Murat Gülsoy’la sıklıkla edebiyat üstüne, kitaplar üstüne konuşma fırsatımız oluyordu ama Ayfer Tunç, bir süredir yurt dışındaydı. Onun sohbetlerini ne kadar özlediğimi anlatamam. Dolayısıyla “Özlem bitiyor,” bir kalıp olmaktan öte anlam taşıyor bu kez. Can Yayınları’nın basın bültenini okuyunca keyfim yerine geldi. İlkini 6 Mayıs günü Erdal Öz‘ün Kendi Evinde öyküsünü konuşarak gerçekleştireceğimiz etkinlikler için diyor ki bültende “Ekibin ayrılmaz…

UMUT-S7E1

10 Ara: Günden Kalanlar.11

• Yağmur dediği saatte yağmaya başladı. Meteoroloji haklı çıktı. Sabaha karşı yağmurun sesiyle uyandım. Seyrettim. Yağmaya devam ediyor. Fayrouz dinliyorum; “Ossa Zghiri Ktir”. Fayrouz CD’si, dostlarla çay içip Ürdün anılarını konuştuğumuz gecenin armağanı olarak kaldı müzik setinin içinde. Bu hafta, geceler hep dostlarla geçti. Uzun sohbetler, düşünceler, gülüşler… • Dostoyevski’nin, Türkiye’de daha çok “Öteki” adıyla bilinen tartışmalı romanı “İkiz”i okumamıştım daha önce. Sabri Gürses çevirisiyle Can Yayınları tarafından yayınlanınca pek sevindim. Sabri Gürses’in kapsamlı ön yazısı da ayrıca aydınlatıcı bir…

kitappp

14 Ağu: Kitaplardan kurtulmak isteyen kim?

Eco ve Carriére’den “aydın duruşu”… Bir filmi görmeden hakkında atıp tutmak. Ya da okumadığınız bir kitabın, dünya edebiyatına katkısı konusunda büyük laflar söylemek. Büyük bir bilgi denizinde yüzerken yutulan su gibi düşünülebilir. Zaten o kadar büyük bir denizde, okyanusta yüzmek de ancak bunu cesurca söyleyebilecek babayiğitlerin harcı. İki büyük üstat; Umberto Eco ve Jean-Claude Carriére, görkemli kütüphanelerine bakıp “Bütün bu kitapları okudunuz mu?” diye soranlara verilecek cevaplardan konuşurken geliyorlar bu noktaya. Eco, kendi adına iki cevabı olduğunu söylüyor: 1. “Bu…

08 Haz: Ubor Metenga Oturumlarını İzlemek İster misiniz?

    Mayıs ayıyla birlikte Ubor Metenga buluşmalarının da sonuna gelmiş olduk. Aslında buna son değil, “sezon finali” demek daha doğru olacak galiba. Çünkü gönlümüz bu öykü çözümleme buluşmalarını sonbaharda da sürdürmekten yana. Can Yayınları ve İKSV Salon, bu oturumların katılımcılar açısından mükemmel geçmesi için elinden geleni yaptı. Yine de, rezervasyonların ilk günden dolması nedeniyle, yer bulmakta zorlanan edebiyatseverler oldu. Ayrıca İstanbul dışında yaşayan okurlar da bu etkinliklere katılmak istediklerini belirten e-postalar gönderdiler. Okurun ve basının bu ilgisi, elbette Ayfer Tunç,…

bir-sanattir-ogle-uykusu-632568

11 May: Öğle uykusunu seviyor musunuz?

Öğle uykusuyla ilgili çeşitli efsaneler dinlemişizdir. Kimi büyük yöneticilerin, politikacıların her öğlen yarım saat kadar uyumak için ofislerine özel bölmeler yaptırdıkları, önemli toplantılarını bu kaçama dinlenme zamanlarına göre ayarladıkları gibi. Kimi bakış açıları öğle uykusunu coğrafya ve gelenekler üstünden ele alır; Kuzey Avrupa pek istekli değilken Latin Amerika’nın olmazsa olmazıdır öğle uykusu. Bizde adı değişir; öğle uykusu, kestirme, şekerleme… Ben şekerleme denmesini pek eğlenceli (ve elbette lezzetli) bulurum. Ama daha da önemlisi, her ne kadar her gün yapamasam da, adı…

salon_logo

15 Mar: Ubor Metenga Buluşmalarında Haldun Taner

“Çünkü bizim de eşyayı gerçek büyüklükleri ile görüp görmediğimiz ayrı bir meseledir.” Haldun Taner, “Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu” Ubor Metenga Buluşmaları‘nın ikincisi 29 Mart Pazartesi günü saat 20.00’de yine İKSV’nin Deniz Palas’taki binasında, Salon‘da gerçekleşecek ve bu kez Haldun Taner‘in Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu öyküsünü konuşacağız. Detaylı bilgi ve mekanın adresi için Salon’un web sayfasını ziyaret edebilirsiniz: http://www.saloniksv.com/etkinlikler.asp

karanliginaynasinda

02 Mar: Murat Gülsoy’un yeni romanı “Karanlığın Aynasında”

Murat Gülsoy‘un bir önceki romanı İstanbul’da Bir Merhamet Haftası‘nın Makedonca baskısı haberinin üstünden bir ay geçmeden, yeni roman geldi: Karanlığın Aynasında. Murat’la Hayalet Gemi yıllarından bu yana süren dostluğumuzu bilen bilir. Bu dostluğun sayısız ayrıcalığından biri de, Murat’ın kitaplarını baskıya gitmeden okuma şansımın olması. Yakın bir arkadaşımın romanı hakkında övgüler düzmeyeceğim, bunu yaparsam soğukkanlı davranmadığımı düşünenler olabilir. Zaten birbirimizi “ağırlamak” konusundaki mesafeli tutumumuzu seviyorum, bir blog sahibi oldum diye bu huyumdan vazgeçmeyeceğim. Ancak, yine de bir şeyler fısıldamak istiyorum: Murat…