blog

hayalkah

19 Mar: Günden Kalanlar.24

• Birden bütün denge bozuldu; ben ve benim gibi bloglarına yazdıklarıyla mutlu olanlar tepetaklak yerlere yuvarlandık. Bizi itenin kim ya da kimler olduğu belliydi de, nereye düştüğümüzü bile anlamadık. Ayarlarla oynandı, alan adları alındı, başka servislere sığınıldı ve çözümler üretildi ama asıl istenen yan yollara sapmadan, bildiğimiz yolda rahatça yürümekti. Bir süredir düzenli olarak güncelleyemiyorum Fil Uçuşu’nu; dedim ya, ayar bozuldu bir kere. Güncelleyeceğim zaman da hem blogspot adresini, hem de filucusu.net alan adına yönlendirdiğim wordpress adresini güncelliyorum. İş böyle…

11 Mar: Bloguma Dokunma!

“Bloguma Dokunma” hareketinin bildirisini paylaşıyorum. Bildiri Bir ülkenin internet deneyimi ve tarihinin sansürlerle anılması çok trajikomik bir durumdur. İnternetin özü olan birey haklarının ve bireysel özgürlüklerin kısıtlanması, sosyal medya dünyasının özüne tamamen aykırıdır. Bizler; Türkiye’nin dört bir yanından profesyonel veya amatör olarak blog tutanlar, internette günlük yaşantılarını ve birikimlerini ve deneyimlerini diğer insanlarla paylaşma hevesiyle tutuşan herkes, gelişmeleri endişe içinde izlemekteyiz. 5846’nci no’lu kanunun esnekliğinden mütevellit, 1 Mart 2011 günü, Google’a ait olan ücretsiz blog servisi Blogspot, Digiturk grubunun açmış…

thedoor

02 Şub: Günden Kalanlar.20

• “Bence iki ayrı blogun olmalı,” dedi bir arkadaşım, “haber veren, gündemi takip eden başlıklarla, edebiyata dair başlıklar ya da iyice kişiselleşen metinler birbirinden ayrılmalı.” Yine aynı soruyu sordurttu bu sözler: Neden bir blog açtım? Hızı, güncelliği, paylaşımındaki demokratiklik elbette önemsediğim, konuşmalarda vurguladığım şeyler. Ama bir de gevezeliğim, okuduğum-dinlediğim-izlediğim şeyleri paylaşma iştahım yok mu? Özellikle yorumları önemsiyorum, anında bir değerlendirme yeni kapılar açıyor bana. Kimi zaman uzun uzun düşünüyorum, çoğu zaman kendimi sorguluyorum. Tehlikesi de var; görünür olmaktan uzak durayım…

sound

23 Oca: Günden Kalanlar.19

• “The Sound Of Music”in şarkılı-danslı sahnelerini izledim sabah, daha önce hiç düşünmemiştim ama Robert Wise gerçekten de “baba” bir yönetmen. En kısa zamanda “West Side Story”i tekrar izlemeli. • Blog yazılarına gelen yorumlara cevap yazmak konusu yine kafamı kurcaladı. Hangi yoruma yazmalı hangisine yazmamalı derken, sessizliği tercih ediyorum. Aynı şey twitter için de geçerli. Arada bir “Hadi, herkese cevap ver,” diyorum, sonra ne diyeceğimi bilemiyorum falan. Bu da böyle bir ruh hali işte. • Akşam Thomas Bernhard okudum. “Ses…

filflight

09 Ara: Fil Uçuşu, ödüle uçtu…

İTÜ İşletme Mühendisliği Kulübü Sosyal Medya Ödülleri Fil Uçuşu: En kaliteli içerik sağlayan kişisel blog Dijital Çağ bize demokratik bir platform sunuyor. Bu cümlenin en vurucu karşılıklarından birini blog’larda görüyoruz. Fil Uçuşu’na başladığımda bu platformun kendi halinde bir üyesi olmaya karar vermiştim. İnternet üstü yayıncılıkta altzine.net ve altkitap.com deneyimlerini yaşamış biri olarak, kişisel blog yeni ve tek başıma kulaç atacağım bir okyanustu. O okyanusta attığım her kulacın, yazdığım her yazının karşılığını öncelikle okurlarından, onların yorumlarıyla düşünceyi çoğaltan katılımlarından aldım. Bütün…

bloglovin_logga2

05 Haz: Bloglovin’

Eminim benzer hizmet veren başka siteler de vardır, ben sadece birini öneriyorum. Takip ettiğimiz, güncellemelerini, yeni yazılarını kaçırmak istemediğimiz blog’lar ile ilgili “uyarıcı” sitelerden biri: Bloglovin’. Sistem basit. http://www.bloglovin.com sitesinde sadece kullanıcı e-postası ile ücretsiz bir hesap açıyorsunuz. O hesaba izlemek istediğiniz blog’ların adreslerini giriyorsunuz. Account Settings’den “güncellemeleri bana e-posta ile bildirin” seçeneğini işaretliyorsunuz ve olay bitiyor: Artık izlemek istediğiniz blog’lara yeni giriş yapıldıkça size e-posta gelecek. Dileyen yorumlar bölümüne kendi tavsiyelerini ekleyebilir.

03 Oca: Bir kesekağıdı imalatçısının itirafları!

Kesekağıdı yapmayı dedemden öğrendim. Gençliğinde geçirdiği bir kaza yüzünden iki ayağı da sakat kalmıştı; çift bastonla yürürdü. Gazetede yazardı. Ancak üç çocuğunu okutabilmek için ömrü boyunca ek işler yapmış; muhasebe kayıtları tutmak, özel ders vermek… Geceleri de okunmuş gazetelerden kesekağıdı yaparmış. İlkokuldayken seslendirme yapardım ancak buradan gelen para evin bütçesine katılırdı. İstediğim kitapları-dergileri alabilmek ise harçlığımın başarabileceği bir şey değildi. Tutkal yapmayı, gazeteyi firesiz katlayıp kesekağıdı yapmayı dedemden öğrendim. “Yaparken değil ama gazetelerdeki eskimiş haberleri okurken çok zaman kaybedeceksin,” demişti….