blog

artemis_gunebakanli_2

25 Eki: Manyetik Bant: Kültürsüzlük çölündeki vahalardan

Artemis Günebakanlı, Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Sinema-TV Modülü mezunu. 2006’dan beri blog yazıyor. 2011’de Turkcell Blog Ödülleri Kültür Sanat Blogları Birincisi seçilen Manyetik Bant, 2013’te Radyo Boğaziçi Müzik Ödülleri En İyi Müzik Blogu ödülünün sahibi oldu. Blogla aynı adı taşıyan radyo programını her salı 22.00’de 96.2 Radyo Eksen‘de dinleyebilirsiniz. Bu kısa biyografiyi, efsane bloğun ana sayfasından aldım. Manyetik Bant yıllardır takip ettiğim bir blog. Kimi içeriğini “sık okunanlar” listeme atıyorum, kimi içeriğine de şöyle bir bakıp geçiyorum. “Şöyle bir bakıp geçiyorum”…

24 Eki: Yazar dediğin…

Fil Uçuşu uzun bir zamandır sessiz. Bu sessizliğin nedeni biraz teknik sorunlar. Ama ne yalan söyleyeyim, sorunlara sığınacak değilim. Yazmayı çok sevdiğim bu sayfaları uzun bir süredir ihmal ettiğimi itiraf etmeliyim. Şimdi yeniden Fil Uçuşu yazılarına başlama zamanı. Hep dediğim gibi nasıl bir tempoda yazabileceğimi bilemiyorum. Blog yazmaya başladığım yıllardaki kadar yoğun bir içerik akışı sağlayabileceğimi sanmıyorum. Ama hiç değilse, Fil Uçuşu’nun “burada” olduğunu bilmek yetiyor bana. Bu süre içinde defterimin sayfalarında çokça not birikti. Öyle ki, bazılarının güncelliği yok…

33-600x399

18 Oca: Biraz yenilik…

Fil Uçuşu, uzun bir süredir yayında. Ama ilk yıllardaki kadar “hareketli” değil son zamanlarda. Buna ne kadar dertlendiğimi yazdım ara ara. Belki bir gün, bu ihmalin nedenlerini sıralarım. O nedenlerden biri kalktı ortadan. Bir süredir, Fil Uçuşu’nu internet sitemin altına taşımak istiyordum. Sonunda başardım. Bu yazıyı da, yeni sistemi “denemek” için yazdığım bir yazı olarak düşünebilirsiniz. Yabancısı olmadığım bir alışkanlık aslında bu. Yeni bir deftere başlarken, ilk sayfaya, o anda aklımdan geçenleri yazarım hep. Tam bir sayfa. O “ilk sayfa…

blr

10 Tem: Adnan Kurt: Bir Laboratuvar Romansı

Az önce bir arama süreci karşıma harika bir kitap çıkardı. Adnan Kurt‘un 2000 yılında altKitap tarafından yayımlanan kitabı Bir Laboratuvar Romansı. altKitap, o yıl Adnan Kurt ve Murat Gülsoy ile hayata geçirdiğimiz bir projeydi. Bir “internet üstü kitap yayıncılığı” projesi. Adnan’ın kitabı da, yayınevimizin ilk kitaplarındandı. Türkiye’de e-Kitap yayıncılığı konusunda öncü olduğunu söyleyebileceğimiz bu işte, her kitabın bir editör tarafından yayına hazırlanması ilkelerimizden sadece biriydi. Adnan’ın kitabını yayına hazırlamak da benim işim olmuştu. Aslında Murat’ın tümüyle hakim olduğu konularda metinler vardı kitapta ama içeriğe tümüyle “dışarıdan”…

12 Haz: Yazmaya devam

Uzun bir aradan sonra yeniden Fil Uçuşu yazılarına başlamadan önce küçük bir not düşeyim. Blog yazılarımda sürekliliğe çok önem veriyorum. Ama olmuyor işte. Araya hayat giriyor, araya işler giriyor, dertler giriyor ve gün günü satın almaya başlıyor. “Şu konuda yazayım, bu konuda not düşeyim,” derken araya mesafe giriyor. Sonra ne kadar koşsam da yetişemiyorum, yakalayamıyorum hayatı. Ama bu kez daha iyi bir nedeni de var Fil Uçuşu yazılarının aksamasının. Yeni bir tasarım gibi bir düşünce diyelim… Ne zamana tamamlanır bilmiyorum…

21 Eki: Neden vlogger değilim?

YouTube’da program yapmaya başlamak, internet üstü yayıncılığa yoğunlaşmama ve üstüne düşünmeme neden oluyor. Yayıncılığın geleceği demek kolay. Bunun nedenlerini anlayabilmek için bugüne bakmak gerekiyor. Ve bugünü oluşturan koşullara… Fil Uçuşu’nda bloglar üstüne yazdım daha önce. Şimdi de vlog meselesi üstüne düşünmeli biraz. Temel sorudan başlayarak… Neden vlog yapmıyorum? 1. Öncelikle zamanım yok. Elbette bu “bahane” gibi görünüyor ama gerçek. 2. Teknik konularda yeterli değilim. Elbette bu “öğrenilebilir” bir süreç. Ama yine de “şimdilik” bir sorun. 3. Görünen olmayı değil, gösterileni…

16 Ağu: Süreklilik ve Fil Uçuşu

Süreklilik… Hangi işi yaparsam yapayım ‘süreklilik’ önemlidir benim için. Fil Uçuşu, ilk gününden bu yana, aynı düşünceyle ve hassasiyetle devam ediyor. Kimi zaman daha sıklıkla yazı paylaşıyorum, kimi zaman daha seyrek. Kimi zaman, başladığım serilere uzun süreli aralar veriyorum. Kimi zaman, başka bir yerde yayımlanmış bir yazıyı paylaşıyorum. İstatistiklerine, yorum sayılarına bakmadan devam ediyorum yoluma. Tek yaptığım, Fil Uçuşu’na bir yazı koyduğumda bunu twitter hesabımdan duyurmak. Öykülerimi kağıt-kalemle yazarım. Masamın üstü defterlerle dolu. Yakınlarım kırtasiye merakımı bilir zaten. Fil Uçuşu,…

20 Oca: Bir blog yazısı kaç kişi okuyunca ‘başarılı’ sayılır?

Oldukça tanınmış bir blog yazarıyla tanıştım. Bu medyanın iyi bilinir isimleri “Blogger” denmesini tercih ediyorlar kendilerine. Ben de öyle diyeyim o zaman. “Biz bloggerlar genelde kıskanırız birbirimizi, bir başkasının sayfası bizimkiniden çok okunsun istemeyiz,” dedi. Ve şöyle devam etti: “Bir blogger sürekli olarak, sayfasının verilerini takip etmek zorundadır. Ne kadar okunduğunu, kaç kişiye ulaştığını bilmek zorundadır. Hatta ben, çoğu zaman, takipçi sayısı çok olan blogların verilerine bile bakıp diğerleri hakkında bilgi topluyorum.” Ben de çevremdeki herkese blog açmalarını öneren biri…

13 Tem: Yazmak: Bir kol saati

Bir süredir Fil Uçuşu‘na istediğim sıklıkta yazamıyorum. Çeşitli nedenleri var elbette. Ama kendimi bildim bileli, öylesi nedenlerin arkasına sığınmayı sevmemişimdir. Bir konudaki ‘süreklilik’ sekteye uğradığında, kendimi sorgularım. Bir çeşit tembellik hali olarak değerlendiririm durumumu. Bundan kurtulmanın yolunun da daha çok çalışmak olduğuna inanırım. Ama bir başka açısı da var bu durumun. Aklına gelen her şeyi yazan biri olmak da istemem. Bir tür yazı gevezeliğiyle, okuyanları yormaktan da korkarım açıkçası. İşte bu tahterevallinin bir o ucunda, bir bu ucunda inip kalkıyor…

22 Kas: Hikmet Hükümenoğlu’nun ‘Okuma Notları’

Hikmet Hükümenoğlu ile “47 Numaralı Kamara”kitabı ile tanımıştım. Ama bir blogger olduğunu çok yakın zamanda öğrendim. Hükümenoğlu, blogundaki ‘Okuma Notları’nda “Aile Çay Bahçesi”nden söz etti. Notlarından birini paylaşayım. Diyor ki Hikmet Hükümenoğlu: “Aile Çay Bahçesi’nin boğucu atmosferi, rahatsız edici konusu ve kendini sevdirmeyen kahramanlarıyla çok satanlar raflarında yer alması, hem Yekta Kopan’ın başarısı, hem de edebiyat piyasamız için bir umut ışığı. Kitap kulüplerinde okunup üzerinde konuşulacak ideal romanlardan biri olduğunu da not edeyim.” Notların gerisini ve yazının tamamını okumak isteyenleri…