Ankara

sb

02 Eyl: Kendinden Gitarlı Adam: Süleyman Bağcıoğlu

Söyleşi: Kübra Ceviz – Ersin Embel (Gazete Solfasol, Eylül 2011) Bu söyleşi Ankara’da yayımlanan Solfasol isimli bir amatör gazeteden geliyor. Söyleşiyi yapanlar Kübra Ceviz ve Ersin Embel. Sağ olsunlar ricamı kırmadılar ve söyleşiyi Fil Uçuşu’nda paylaşmama izin verdiler. Peki neden bu söyleşiyi Fil Uçuşu’na koymak istedim. Yolu Ankara’dan geçip de Süleyman Bağcıoğlu’nu bir kez dinlemiş herkes anlayacaktır beni. Bu coğrafyanın en değerli gitaristlerinden birinden söz ediyoruz. Çok dinlemişliğim vardır. Sadece dinlemek de değil; birlikte büyülü-buğulu geceler geçirmişizdir. Ankara’dan İstanbul’a savrulduğum…

05 Ağu: Üzgün Sardunyalar kimin öyküsü?

Ayrıntılara girmeyeceğim. Ama sadece “benim için özel bir an’dı” diyerek de geçiştirmeyeceğim. O kitabın, Wolfgang Borchert imzalı Üzgün Sardunyalar‘ın elime geçtiği an’da, o ilk öyküyü okuduğum an’da yaşadıklarımı paylaşmalıyım ki başlıktaki soru bir anlam taşısın. Bir öykünün okunma an’ını her yönüyle aramalıyız ki, okurluk denen o biricik varoluşun bize özel karşılıklarını bulabilelim. Çoğu kitap ve bende yeri olan çoğu metin için yaptığım bir şeydir bu.; sorduğum soru basittir: Ben o metinle nasıl bir ilişki kurdum? Ne zaman, hangi fiziksel ve ruhsal…

eftal

03 Haz: Eftal Küçük: Kendi gurbetine kaçmak…

Ablamın arkadaşıydı Eftal Küçük. Arada bir eve de gelirdi. Ankara Ballıbaba Sokaktaki sobalı evin salonunda otururlardı. Ablam yedi yaş küçük kardeşinin ‘ayak altında’ dolanmasını pek istemezdi herhalde. Ama kendimi alamazdım “gitar çalan ağabeye” bakmaktan. Bir keresinde de farklı bir aletle gelmişti; hayatımda ilk kez buzuki görmüştüm ben de. Sonrasında çocukluk hayranlığı yerini, Yeni Türkü hayranlığına ve o unutulmaz Akdeniz Akdeniz albümünü, nota nota ezberlemeye bıraktı. Eftal Küçük’ün albümdeki katkısı yadsınamaz ama özellikle Yaşar Miraç’ın sözleri, Selim Atakan’ın bestesi ve Zerrin…

iletisim_hisarli_ahmet_tn

25 Nis: Bir Ankara Fıkrası

Hüseyin Kıyar, Hisar’dan Ahmet adlı romanında kurguyu gözümüze sokmadan, Ankara sessizliğinde bir dünya kuruyor. Gençlik Parkı’na götürürdü babam arada bir. “Oğlanı giydir de biraz gezdireyim,” derdi anneme. Parka girer girmez anlardım ki, asıl mesele benim gönlümü eğlemek değil, Hikmet Amca’yla tavla atmak. Babama göre en büyük bağlama üstadıydı Hikmet Amca. İstanbul’dakiler suyun başını tutmamış olsa, biraz da rakıyı azaltsa dünyanın bir numarası olurdu. Sazı yemiş yutmuştu da, tavlada biraz zayıftı açıkçası. Bütün kahramanlıklar Hikmet Amca’nın tekelinde olacak değildi ya, tavlanın…

yilmaz_guney

15 Mar: Levent Gönenç’e Ödül

Dün harika bir haber aldım. 2. Yılmaz Güney Kültür ve Sanat Festivali kapsamında gerçekleştirilen karikatür yarışması sonuçlandı. Sinema konulu karikatürler ve Yılmaz Güney Portreleri olmak üzere iki dalda düzenlenen 2. Uluslararası Yılmaz Güney Karikatür Yarışması’na 35 ülkeden toplam 356 eser katılmış. Portre Karikatürleri’nde Yılmaz Güney Onur Ödülleri’nden birine de dostum Levent Gönenç’in çalışması değer görülmüş. Fil Uçuşu’nu takip edenler ismini sıklıkla andığım bazı dostlarımı tanıyorlar artık. Levent bu isimlerin başında geliyor. Kırk yıllık dostluğumuzda öyle çok şey yaşandı ki. Bu…

kargamecmuamuzikyazilari

16 Şub: Günden Kalanlar.35

• En son ne zaman “Bilmiyorum,” dediniz? • Ankara. Levent ve Çağkan. Dostluk çoğu zaman sessizce oturup birlikte aynı noktaya bakacak kadar cesur olmak demek. Dostluk, farklı algıları aynı sokakta yürüyüşe çıkarabilmek demek. Düşünceleri, korunaklı bir alandan açık havaya fırlatıp birlikte koşturmak demek. Gitmeyi de bilmek demek. Ve bütün bunlara, birlikte cesaret edebilmek demek. Dostluk, cesaret gerektiriyor. Bazen düşünüyoruz da, ne yollardan geçti dostluğumuz; neredeyse yaşımızla eş bir süreden söz ediyorum, dile kolay. Badireler atlattı, virajlara gaz kesmeden girdi, duvara…

28 Kas: Gerilimsiz bir davulcu: Nick Mason

Bir süredir döne dolaşa Pink Floyd dinliyorum. Bu dinleme seanslarında olabildiğince Nick Mason’a yoğunlaşmaya çalıştım. Aslında bunu sıklıkla yapmaya çalışırım; iyi bildiğim bir kaydı, sadece bir enstrüman ya da sadece sözler üstünden dinlemeye çalışırım kimi zaman. İyi bildiğim bir bütünü parçalayıp, o parçalardan yeni bir bütüne –ya da yeni bir bütün algısına- ulaşmaya çalışma isteği diyelim. Nick Mason’a odaklanmış bir dinleme isteğinin altında, iyi gazeteci-iyi müzik yazarı-iyi müzik dinleyicisi dostum Zülal Kalkandelen’in Temmuz 2011’de Mason’la yaptığı röportaj yatıyor. Röportajın tamamını…

10 Eyl: Okula başladığım gün…

Radikal’den Burcu Aktaş, okulların açılması nedeniyle bir dosya yaptıklarını ve bazı isimlerden “okula başladığım gün” başlıklı kısa bir yazı istediklerini söyledi. Benden de rica etti. Yazıp yolladım. Bugün -yer sorunu yüzünden bir cümle kısalarak- yayımlanan yazıyı, Fil Uçuşu’nda paylaşıyorum. “Farklıydı Ankara Teğmen Kalmaz İlkokulu. Her şeyden önce siyah önlüklü diğer devlet okullarının aksine mavi rengi tercih ediyordu. Annem elimden tutup götürmüştü. Okula gitmeden okuma yazmayı öğrendiğim için bir ukalalık, bir kendine güven vardı üstümde. Yaşıtlarımdan daha ufak tefek oluşumun eksikliğini,…

06 Eyl: Nice yıllara Roger Waters!

Roger Waters‘ın doğum günü bugün. Benim için bir ilkgençlik idolünün doğduğu gün yani. Dinlediğim ilk Pink Floyd albümünün “The Wall” olması yaşım gereği şaşırtıcı değil. O ilk dinleyişten sonra, dostum Levent Gönenç‘le grubun tarihine derinlemesine bir yolculuk yapmaya başlamıştık. 13-14 yaşlarımızda Pink Floyd dinlemeden geçirdiğimiz gün yoktu. Pompei konserinin videosuna ulaştığımız günü, “The Final Cut” çıktığında Ankara Radyosu’nun kapısında Yavuz Aydar’dan bir iki şarkılık kayıt alabilmek için nasıl nöbet tuttuğumuzu dün gibi hatırlıyorum. Alan Parker imzalı “The Wall” filminin videosunu izlerken…

39636

28 Şub: The Rite: Çağkan Sayın’dan bir fotoğraf

Çağkan Sayın’la dostluğumuz 25 yıldan uzun bir süredir devam ediyor. Aileden bir isim. Levent’le birlikte Ankara’daki son iki kale. Bir ara “Çağkan’lı Anılar” diye bir dosya açmalıyım. İflah olmaz bir müzik takipçisi, iyi basçı, akademisyen, kitap kurdu gibi sıfatlarının yanına bir de fotoğraf tutkunu sıfatını etkiledi. Profesyonel işler de yapıyor ama şimdilik büyük cümleler kurmadan, kendince ilerliyor yolunda. Önümüzdeki günler ne getirir bilmem ama şundan eminim; Çağkan bir konuya kafasını yatırdı mı, içine sinene kadar peşini bırakmaz. Şubat ayının güzel…