Ankara

28152691_423763868060170_5282951924612595712_n

19 Mar: Levent’in “Göz Hakkı”

Levent’le dostluğumuzun temelinde “farklılık” vardır aslında. Şöyle ki… Levent’le bir bahçenin yanından geçtiğimizi düşünürüm hep. Kocaman bir bahçe ve tam ortasında güzelliğiyle insanı davet eden bir ağaç. Kimi zaman meyveli, kimi zaman kurumuş… Bu bahçenin duvarla çevrili olduğunu da düşünelim. Belki de belimize kadar gelen bir duvar. Bahçeyi görmemizi engellemiyor. Ama bir çeşit “Giriş Yasak” hali var ortada. Ağacı görüyoruz, meyvelerini seçebiliyoruz, hatta belki hafif rüzgarda yapraklarının hışırtısını duyabiliyoruz. Ama bir hamlede üstünden atayabileceğimizi bildiğimiz bir engel var ortada. Bir…

c2315d4c-8c2a-44d4-8996-b8fe5a11b4a1

18 Mar: Orman Lokantası

İş Sanat’ın “Evvel Zaman Dışından Masallar” serisi için yazdığım “Orman Lokantası” adlı çocuk oyunu bugün izleyicilerle buluştu. Bu cümlenin arkasında uzun bir hikâye var aslında. Teklif geçen yaz sonunda Filiz Ova’dan geldi. Serdar Biliş’le hayata geçirmek istedikleri proje kapsamında, benim de bilinen bir masalı yeniden yorumlamamı istediklerini söyledi. Heyecanla kabul ettim ama işimin kolay olmadığını da biliyordum. Çünkü… Filiz ve Serdar’ın bilmediği bir “geçmiş hikâye” vardı. Ortaokul yıllarımda -evet o kadar eskiye gidiyoruz- kalkıştığım bir işti bu. O yıllarda TRT…

0001701639001-1

23 Haz: Telef: Bir Cumartesi Anneleri ağıdı

Attilâ Şenkon ile Ocak ayının sonunda Ankara’da sohbet ettik. CerModern’in o harika kafesinde. Bir etkinlik için oradaydım. Attilâ erkenden gelmiş, sohbet süresinden çalmak istememiş.Hayattan, işlerden, okuduklarımızdan, yaşadıklarımızdan konuştuk. Güzel haberi de o sohbet sırasında verdi. “Yeni kitap geliyor,” dedi, “İletişim’den…” “Adı ne?” dedim. “Telef” dedi. Telef, sonunda raflarda. O gün, her daim yanında ve her daim dolu olan çantasından çıkarmıştı dosyayı Attilâ. O da, benim gibi, dosyayı yayınevine mail ile göndermeyi başaramıyormuş hâlâ. “Mutlaka çıktısını alıyorum, ciltletiyorum, öbür türlüsü içime…

IMG_1294

27 Nis: Tuna Ötenel: Müzikle ayağa kalkan, müziği ayağa kaldıran usta

Dün canım sıkkındı. Öğlen saatlerinde bir fil oturdu yüreğime. Ben “Kalk” dedikçe, o ağırlığını verdi. İyice yerleşti göğüs kafesime. Filin koca kıçı, dünyayı görmemi engelledikçe kendime döndüm. Kendime döndükçe karanlık yollara saptım. Kayıplarımı düşündüm, hayatımdan gidenleri. Eski dostları düşündüm. Kimi artık bu dünyada değil, kimiyle görüşmüyoruz. Zaten kimi dostluklar “tek ucu boklu değnek”. Değneğin diğer ucundan kötü kokular yükselse de, dayanıyorsun, görmezden geliyorsun. Ama günün birinde, öyle bir şey oluyor ki, diğer ucu da tutman gerekiyor. Eğer gerçek bir dotluksa,…

LeonardCohenGI

11 Kas: Cohen: Dünyanın en güzel kaybedeni

Sahnede izledim. Yetmez. Bütün şarkılarını dinledim. Defalarca. Farklı yaşlarımda, farklı ortamlarda. Yetmez. Yazdıklarını okudum. Hakkında yazılanları. Yetmez. Bütün bu yaptıklarım Leonard Cohen’in “bana” iyi gelmesi için yaptıklarım. Ama o “dünyaya” iyi gelen bir ozan. O iyiliğin nedenlerini, kaynaklarını anlayabilmek zor. İşte o nedenle, yetmez. Kısa süre önce, son albümünü tamamladıktan sonra “Ölmeye hazırım” demişti. Büyütmeden, altını çizmeden söylemişti bunu. Hatta sonrasında rahatsız olmuş, o söyleşinin ve albümle iligili görüşlerin bu cümleyle sınırlı kalmasını sevmemiş ve cümlesinin biraz yanlış anlaşıldığını söylemişti….

JAZZSEMAICC87-LPKAPAK

09 Kas: Jazz Semai: Müziğin kilometre taşı

Erol Pekcan, babamın arkadaşıydı. Birkaç kere ailece akşam oturmasına geldiklerini hatırlıyorum. Kibar ve şıktı. Ama beni daha çok ilgilendiren bir “davulcu” olmasıydı. Evdekiler “baterist” derdi. Muhteşem caz bateristi Erol Pekcan. Tuna Ötenel adı ise bana gençlik yıllarımda gittiğim konserleri, kimi zaman kaçak girdiğim klüpleri hatırlatır. Ama daha çok Berrin Abla’yı. Seslendirme stüdyolarının bana tanıttığı en güzel insanlardan biridir Berrin Ötenel. Aradan yıllar geçti. Sağlık sorunları yüreğimizin üstüne bir fil gibi oturdu. Ama duygusal hiç kopmadık Tuna-Berrin Ötenel çiftiyle. Kudret Öztoprak…

CalismaEvi_1968

06 Tem: İlkokul öğretmenimi ‘ihbar’ ediyorum, bana Aziz Nesin okuttu!

İlkokulu Ankara’da Teğmen Kalmaz İlkokulu‘nda okudum. Önlüklerimiz maviydi. Sınıflarımız kalabalıktı. Her sırada üç kişi otururduk. Dörtlememiz gereken zamanlar bile olmuştu. Sınıf öğretmenimizin adı Sabahat Yılmaz idi. Ufak tefek, yumuşak sesli bir öğretmendi. Kimi zaman sabrı taşar cetveli aline alırdı ama çoğunlukla sakin, anlayışlı bir öğretmendi. Ders aralarında oyunlar oynatırdı bize. Sevgisi öfkesinden fazlaydı hep. Üçüncü sınıftayken bir kitap okutmuştu. Her gün, son derste. Çoğunlukla beni tahtaya diker, bana okuturdu. Ayrıcalık yapmamak için “Okumak isteyen var mı?” diye sorardı önce. Kimi…

IMG_8331

27 Mar: Kalben: “Hümeyra bana gitarını değiştir dedi”

Kalben, Noktalı Virgül’e konuk oldu. İyi bir sohbetçi, kafalarımız da uydu. Çenemiz düştü. Ankara yıllarından Unkapanı deneyimine, hayatın akışından dinleyicileriyle ilişkilerine birçok konuda konuştuk. Hümeyra ile yaşadığı bir anısını da anlattı. “Ben seni dinlerken Hümeyra şarkılarını ve tavrını da görüyorum biraz,” dediğim anda gözleri ışıldadı Kalben’in. Meğer tanışmışlar.  “Hümeyra o kadar güzel bir insan ki… Bir konserime geldi. Önce sahneden laf atıştık, sonra geldi öptü beni. Hep müzik yapmaya devam et dedi, çok beğendiğini söyledi. Ama gitarını değiştir, dedi. O…

nurcihanin-camasirlari-ve-diger-meseleler

24 Oca: Artık herkes Sakallı Bebek

1977. On bir yaşındayım. Daha o yaşta seslendirmede beş-altı yılı geride bırakmış durumdayım. Okul çıkışı zamanlarım, TRT’nin Kavaklıdere’deki binasının zemin katında geçiyor. Hafta sonları da Radyoevi’nde… Ortada tek kanal ve sınırlı saatte yayın olunca seslendirilecek film sayısı da ona göre tabii. Eh, o kadar az filmde, yaşıma-sesime uygun bir rolün bana düşme olasılığı daha da az. Hele bir de başrol… Kim kaybetmiş de ben bulayım? Bir gün “aile tipi bir kovboy filminde” başrolü kapıyorum. Ahlaklı ailesine Vahşi Batı’da bir gelecek…

tumblr_mc99zatHQW1qgoyu1o1_r5_500

21 Haz: Stuart Sutcliffe ile Astrid Kirchherr

Şu yukarıdaki fotoğraf müzik tarihinin en hüzünlü -yoksa tuhaf mı demeli- hikayelerinden birine ait. Stuart Sutcliffe ile Astrid Kirchherr‘in bir fotoğrafı. 1959-66 yılları arasının Alman modern sanatçısı Astrid ile The Beatles grubunun ilk basçısı İskoç müzisyen Stuart. 14-15 yaşlarımdayken Beatles hayranlığım, derinlemesine inceleme tutkusuna dönüştüğünde, kadim dostum Levent Gönenç ile keşfetmiştik Stuart’ın hikayesini. Hatta o yıllarda, Ankara Batı Sineması’nda Beatles’ın Hamburg dönemini anlatan bir film izlemiştik. Sonradan bir türlü bulamadım o filmi. Hangi film olduğunu bilen varsa, söylesin lütfen… Bir…