Anı

04 Tem: İskender bir kediydi

Bugün İskender’e veda ettik. Derman İskender Över. küçük İskender. Haberi geçen yıl Mayıs ayında almıştım. Latife Tekin titreyen bir sesle söylemişti. Bodrum’daki ilk hastane ziyaretinde iyi görmemiştim İskender’i. “Az zaman kaldı doktorlar,” demişti, “belki de birkaç hafta.” Yıl boyunca konuştuklarımız, anlattığı projeler, ziyaretler bana kalsın. Ama sonuçta o birkaç hafta, bir yıldan uzun zamana yayıldı. Hatta arada, birlikte rakı bile içtik. 26 Mart’ta “Dünya Ölmeme Günü”nde. Ne yalan söyleyeyim, iyiye gittiğine inanmıştım o gün. Can Bonomo’nun deyimiyle “iyiye gittiği illüzyonuna”…

artist_97202

26 Mar: Erdal Abi’nin doğum günü

Bugün Erdal Öz’ün doğum günü. Ne tuhaf… Çok olmuş aramızdan ayrılalı. O haberi aldığım günü, uğurlamamızı bütün ayrıntılarıyla hatırlamak canımı acıtıyor. Erdal Abi’den iki yıl sonra da babamla vedalamıştım. Böyle böyle büyüyor insan. Böyle böyle ölüyor. Dert kazıyacak değilim. Erdal Abi’yi hoşluklarla anıyorum yıllardır. Çoğunlukla gülerek. Onun gibi fıkra anlatmayı beceremiyorum ama gülecek bir anı bulup çıkarıyorum. Fıkralara pek gülmem zaten, bunu Erdal Abi de bilirdi. Son zamanlarda günlüklerini, mektuplaşmalarını okuyorum Erdal Abi’nin. Okuyoruz. (Yeri gelmişken henüz okumamış olanlara da…

Aziz Nesin

17 Şub: Soyadınızın anlamını biliyor musunuz?

Aziz Nesin’in soyadı hikâyesi ve kendimizle yüzleşmek Akla hayale gelmeyecek bir olay yaşadığımızda “Yahu bu tam Aziz Nesin’lik olay,” deyiveririz. Bürokraside, devlet katında, ast üst ilişkisinde bir garabet olduğunda “Aziz Nesin az söylemiş, şu saçmalık onun bile aklına gelmezdi,” deriz. En acısı da fenanın fenası bir şey olduğunda “Aziz Nesin bunu yıllar önce söylemişti,” demektir. İnsanlık dersinden sınıfta kaldığımızın resmidir bu söz. Yıllar geçse de, dersimizi almadığımızın belgesidir. Aziz Nesin’in soyadını alış hikâyesini kendi kaleminden okurken düşündüm bunları. Yazısında önce…

faf606ed-426d-4d19-8a55-d73a7d467011

30 Ara: Fazıl Say Ironman gibi…

Truva Sonatı‘nın öncesinde bir sohbet yapmak fikri tamamen Fazıl Say‘a ait. Elbette bir ilk değil ama farklılıkları olduğunun da altını çizmek gerekiyor. Fazıl Say’ın Opus 78 numaralı eseri Truva Sonatı,  2018 Truva Yılı kapsamında Çanakkale Belediyesi tarafından sipariş edildi ve dünyada ilk olarak 9 Ağustos 2018’de Çanakkale Çimenlik Kalesi’nde seslendirildi. Bu konserde eserden önce efsaneyi hatırlatmak, içerik hakkında biraz konuşmak, temaları örneklemek fikri Fazıl Say’dan çıktı. Yaz aylarında, kendi üretimlerimize kapandığımız bir dönemde yaptık bunun sohbetini. Ben Sıradan Bir Gün ile uğraşıyordum,…

28152691_423763868060170_5282951924612595712_n

19 Mar: Levent’in “Göz Hakkı”

Levent’le dostluğumuzun temelinde “farklılık” vardır aslında. Şöyle ki… Levent’le bir bahçenin yanından geçtiğimizi düşünürüm hep. Kocaman bir bahçe ve tam ortasında güzelliğiyle insanı davet eden bir ağaç. Kimi zaman meyveli, kimi zaman kurumuş… Bu bahçenin duvarla çevrili olduğunu da düşünelim. Belki de belimize kadar gelen bir duvar. Bahçeyi görmemizi engellemiyor. Ama bir çeşit “Giriş Yasak” hali var ortada. Ağacı görüyoruz, meyvelerini seçebiliyoruz, hatta belki hafif rüzgarda yapraklarının hışırtısını duyabiliyoruz. Ama bir hamlede üstünden atayabileceğimizi bildiğimiz bir engel var ortada. Bir…

c2315d4c-8c2a-44d4-8996-b8fe5a11b4a1

18 Mar: Orman Lokantası

İş Sanat’ın “Evvel Zaman Dışından Masallar” serisi için yazdığım “Orman Lokantası” adlı çocuk oyunu bugün izleyicilerle buluştu. Bu cümlenin arkasında uzun bir hikâye var aslında. Teklif geçen yaz sonunda Filiz Ova’dan geldi. Serdar Biliş’le hayata geçirmek istedikleri proje kapsamında, benim de bilinen bir masalı yeniden yorumlamamı istediklerini söyledi. Heyecanla kabul ettim ama işimin kolay olmadığını da biliyordum. Çünkü… Filiz ve Serdar’ın bilmediği bir “geçmiş hikâye” vardı. Ortaokul yıllarımda -evet o kadar eskiye gidiyoruz- kalkıştığım bir işti bu. O yıllarda TRT…

metis

05 Kas: Metis Yayınları ailesi ve mutluluk

Kitap Fuarı başladı. TÜYAP tarafından düzenlenen fuardan söz ediyorum. Hani, Beylükdüzü’nde yapıldığı için bir türlü şakayla adı anılan fuar. Bu konuya girmeyeceğim. Bu yıl fuara 5 kitaplık bir liste ile gitmeyi kafama koymuştum. İki kitap özellikle önemliydi benim için: Taksitle Ölüm (Lois-Ferdinand Celine) ve Dolambaç (Gerbrand Bakker). Bu iki kitabı ve listenin diğer üç kitabını da aldıktan sonra, duracaktım. Başka kitap almayacaktım. Kısa süre önce yeniden okumaya başladığım üç yazara gerektiğince zaman ayırabilmek için başka kitaplarla aşk yaşamayacaktım. (Evet, bir…

01 Kas: Korkuyorum

Kimi zaman yaşadığım dünyayla ilgili olabilir büyük korkum, kimi zaman kendimle ilgili. Tek bir meseleyi korkularımın merkezi haline getirmem. Yeri gelir iklim değişikliğine kaygılanırım, yeri gelir trafik sıkışıklığına. Kendimle ilgili kaygılarımı dinlerim zaman zaman. Benim için önemli olan, hangi korkuyla karşılaştıysam onun üstüne gidebilmek. Hesaplaşmaya çalışmak. Açıkçası benim de korkularımla hesaplaşırken ya da korku üstüne bir şeyler yazmaya çalışırken baktığım yer burasıdır. Bilinçli olmakla delilik arasındaki sınırda bir yerden konuşur Hamlet. Bu nokta önemli. Bunu bir de “Bilmek, delirmektir,” noktasından…

kit0

24 Tem: “Muhalefet Defteri”ni okuyunuz!

Levent Cantek ile Levent Gönenç’in ortak imzasını taşıyan “Muhalefet Defteri: Türkiye’de Mizah Dergileri ve Karikatür” YKY etiketiyle raflara çıktı. Her iki isim de eski arkadaşım. Gönenç için eski arkadaş demem hafif kaçabilir; 44 yıldır tanışıyoruz. Bu çalışmanın öncüllerinden, makalelerden, ayrı ayrı yaptıkları yayınlardan haberim vardı. Hatta makalelerin kimini okumuştum. Ama ikilinin gözden geçirip genişlettiği, birbirlerine sağlam dikişlerle tutturduğu bölümleri bir bütün olarak okuyunca iş değişiyor. Cantek ve Gönenç’in çalışması son zamanlarda okuduğum en iyi sivil tarih kaydı. Öznesi ile arasındaki…

blr

10 Tem: Adnan Kurt: Bir Laboratuvar Romansı

Az önce bir arama süreci karşıma harika bir kitap çıkardı. Adnan Kurt‘un 2000 yılında altKitap tarafından yayımlanan kitabı Bir Laboratuvar Romansı. altKitap, o yıl Adnan Kurt ve Murat Gülsoy ile hayata geçirdiğimiz bir projeydi. Bir “internet üstü kitap yayıncılığı” projesi. Adnan’ın kitabı da, yayınevimizin ilk kitaplarındandı. Türkiye’de e-Kitap yayıncılığı konusunda öncü olduğunu söyleyebileceğimiz bu işte, her kitabın bir editör tarafından yayına hazırlanması ilkelerimizden sadece biriydi. Adnan’ın kitabını yayına hazırlamak da benim işim olmuştu. Aslında Murat’ın tümüyle hakim olduğu konularda metinler vardı kitapta ama içeriğe tümüyle “dışarıdan”…