1976’dan bir pankart: “Güç Dayanışmadan Doğar”

Son zamanlarda sıklıkla önerdiğim bir kitap var. İletişim Yayınları’ndan çıkan ve Sibel Öz imzası taşıyan bir kitap: “Oyuncu – Yeşilçam Yıldız Sisteminde Bir Anti-Yıldız: Adile Naşit”

Sibel Öz, nitelikli tez çalışmasının üstüne yoğun bir çalışma süreci daha geçirmiş ve ortaya nefis bir kitap çıkmış. Sadece bir Adile Naşit biyografisi ve onun Yeşilçam sistemi içindeki varlığı değil okuduğumuz. Yeşilçam’ın kuruluşundan 80’lerin başına kadar kurulan sistem ve bütün bu sürecin tarihsel arka planı. Samimiyetle söyleyeyim, okumaya doyamadım.

Kitabın 81.sayfasında uzun uzun baktığım bir fotoğraf var. Adile Naşit, Hulusi Kentmen, Kadir İnanır, Tarık Akan, Filiz Akın, Müjde Ar, Türkan Şoray, Itır Esen, Atıf Yılmaz, Hale Soygazi, Fatma Girik ellerinde pankartlarla, 17 Nisan 1976 tarihli Ses dergisi için bir poz vermişler. Bu isimler Türkiye Filmciler Derneği üyeleri. Bir dayanışma fotoğrafı bu. Birlik çağrısı. Pankartlarda da bunlar yazıyor: “TFD Güç Birliğine Çağırıyor”, “Devletin Sahip Çıkmadığı Yerde Biz Varız”, “Güç Dayanışmadan Doğar”…

1976 ülkenin karmakarışık olduğu bir yıl. Yılın ilk büyük mitingi, yaklaşık 2000 annenin katıldığı “Evlat Acısına Son” mitingi. O yılların deyimiyle “sağ-sol çatışması” almış başını yürümüş. Yılın sonunda 100’ün üstünde ölümün rapor edilmesiyle bitecek çatışmalar bunlar. İşte böyle bir dönemde, Yeşilçam’ın ikonlaşmış isimlerini böyle bir fotoğrafta görmek düşündürdü beni. Üstelik bu fotoğrafın çekilmesinden yaklaşık bir yıl sonra Taksim’de halka ateş açılmasıyla 37 kişinin hayatını kaybedeceği o kanlı 1 Mayıs yaşanacak.

Bir küçük not daha… Aynı dönemde İstanbul Şehir Tiyatrosu’nda “yerinden yönetim” uygulamasına geçilmiş. Böylece kurumun her bir birimi, başında ayrı bir sanat yönetmeni bulunan bir kültür yapısına dönüşmüş. Sorunlar yaşanmış elbette bu uygulamada, ama tiyatroların özerkleşmesi yolunda önemli bir adımmış. Ne olmuş peki? 12 Eylül darbesiyle sona ermiş.

Sibel Öz’ün nefis kitabını okurken bir fotoğraftan yola çıkıp 1976 yılına yolculuk yaptım. O günden bu güne bir hat çekmeye çalıştım. Sinema ve tiyatro oyuncularının bitmeyen kavgasını iki dönem arasında değerlendirmeye çalıştım. Notlar aldım.

Derken 22 Kasım tarihini gördüm: Sevgi Soysal’ın öldüğü gün.

Merak etme Sevgi Soysal; o yürüyüş hiç bitmeyecek.

bir yorum bırakın