Girl

Kız: Lara’nın saçları

Lukas Dhont imzalı Kız (Girl), ergenlik filmlerinin bütün kalıplarını altüst ediyor. Üstelik bunu, zorlu bir hikaye örgüsünün içinde sükûnetini bozmadan yapıyor. 15 yaşında bir trans birey olan Lara’nın hikayesini, duygu sömürüsüne kapı aralamadan aktarmak kolay değil ne de olsa… Büyüme hikayelerinin “baskıcı aile, anlamaktan uzak yetişkinler, şiddete yatkın yaşıtlar” klişelerini elinin tersiyle iten film, psikolojik derinliğiyle izleyiciyi de hesaplaşma alanının içinde tutuyor. Erkek bedenini bir an önce terk etmek isteyen Lara’nın psikolojik sıkışmışlığı, kararlarına saygı duyan ve yönelimi konusunda sabır…

faf606ed-426d-4d19-8a55-d73a7d467011

Fazıl Say Ironman gibi…

Truva Sonatı‘nın öncesinde bir sohbet yapmak fikri tamamen Fazıl Say‘a ait. Elbette bir ilk değil ama farklılıkları olduğunun da altını çizmek gerekiyor. Fazıl Say’ın Opus 78 numaralı eseri Truva Sonatı,  2018 Truva Yılı kapsamında Çanakkale Belediyesi tarafından sipariş edildi ve dünyada ilk olarak 9 Ağustos 2018’de Çanakkale Çimenlik Kalesi’nde seslendirildi. Bu konserde eserden önce efsaneyi hatırlatmak, içerik hakkında biraz konuşmak, temaları örneklemek fikri Fazıl Say’dan çıktı. Yaz aylarında, kendi üretimlerimize kapandığımız bir dönemde yaptık bunun sohbetini. Ben Sıradan Bir Gün ile uğraşıyordum,…

Yeni-Yemek-Kitabi_1541668045

Aras Yayıncılık’tan harika kitaplar

“Babil’de çevirmenler olsaydı kule yıkılmazdı.” Her sohbetinden bilgi alarak ayrıldığım, her sarılmasında on bin yıllık sevgi bulduğum Tomo Bey‘in sözleri bunlar. Dostluğa sığınıp Tomo diyorum, ama tam adını yazıp Yetvart Tomasyan diyeyim de ciddi bir giriş yapmış olayım. Tomo, 1993’ten bu yana harika kitaplar yayımlayan Aras Yayıncılık‘ın kurucularından. Türkçe ve Ermenice yayımlanan kitaplarla, iki dilde yayıncılık yapan az sayıda yayınevinden biri Aras. Yeni yıla girerken dört harika kitapla kucakladı beni Aras Yayıncılık. Kitaplardan ikisini hemen okuyup bitirdim, biri şu anda…

AptallikUzerine_KKbaski

Aptallardan uzak durun!

Robert Musil‘e göre aptallık bir zekâ eksikliği değil, bir duygu hatası. Bu nedenle zekânın içindeki ve edebiyata sızan aptallık mesele edinilmeli görüşünde Avusturyalı yazar. Bu değerlendirmeyi, Aptallık Üzerine‘yi Amy Spangler ile birlikte Türkçeleştiren Ersan Üldes‘in kapsamlı önsözünden aldım. Kitap Ekim 2018’de Sel Yayıncılık tarafından yayımlandı. Aptallık Üzerine, Musil’in 11 Mart 1937 tarihinde Viyana’da gerçekleşen Werkbund davetinde yaptığı bir konuşma. Werkbund, 1907’de Almanya’da sanatçılar, mimarlar, sanayiciler, gazeteciler ve aydınlar tarafından kurulmuş bir birlik. Bu birlikle ilgili şu tanım özellikle dikkatimi çekti:…

Can Kazaz - Sürsün Bahar

Müzik çağın karanlığına direniyor

Müzik yazısı yazarken, özellikle de önerilerde bulunmak istediğimde hep tedirgin oluyorum. Birini önerirken birini ihmal ederim, birini hatırlatmak isterken birini unuturum kaygısı bu. Yine de bazen kendimi tutamıyorum. Ya buradan ya da sosyal medyadan önerilerde bulunuyorum. Şu albümü dinleyin, bu solisti es geçmeyin gibi… Aslında kendi halinde öneriler bunlar. Müziği seveni dinleyen, dinlerken anlamaya-öğrenmeye çalışan birinin sıradan önerileri. Ama elbette bu alanda üretimde bulunduğum için, “dışarıdan bakınca” sıradan gelmiyor kimilerine. Doğaldır. İki yıldır Allianz Motto Müzik platformunda Noktalı Virgül adını…

moleskine-small-weekly-horizontal-diary-2019-a

Ajanda kullanıyor musunuz?

Geçenlerde Instagram’ın o küçük anketlerinden birini yaptım ve “Ajanda kullanıyor musunuz?” diye sordum. Ankete katılanların yaklaşık %75‘i “Kullanmıyorum” dedi. Açıkçası bu cevabı dürüst bulduğum için memnun oldum. En azından bu ankete katılanların, ajanda kullanmak “havalı” bir şeydir diyerek kendilerini (ve beni) kandırmadığını görmek sevindiriciydi. On güne kalmaz ajandalarınız gelmeye başlayacak… Bankalar, sigorta şirketleri, holdingler, küçük firmalar-büyük firmalar… Artık hangisiyle ilişkiniz varsa… Birileri size ajanda yollayacak. “Hiçbiriyle işim olmaz,” diyorsanız, kırtasiyecilerde ya da kendine kitapçı diyen o dev aburcubur mağazalarında mutlaka…

The Köln Concert

Birlikte çoğalmak

“Müzik konusunda kendimi gerçekten yetersiz hissediyorum,” dedi bir arkadaşım. Sözünü ettiği yetersizlik “müzik bilgisi”ne dair yetersizlikti elbette. Ama tuhaf olan, bu yetersizlik hissinin, müzikle arasında bir mesafe koymasıydı. Sohbet derinleştikçe, arkadaşımın derdi netlik kazandı. “Okuduğum, izlediğim, dinlediğim eser hakkında bilgi sahibi olmak istiyorum,” diyordu. “Okuduğun romanın yazarı, izlediğin tablonun ressamı ya da dinlediğin müziğin bestecisi hakkında bilgi edinmek mi?” dedim. “Bütün bunlardan fazlası gerekiyor o eserle ilişkimi belirlemem için,” dedi. “Tarihsel bağlama da oturtmalıyım. Entelektüel etkilerini araştırmalıyım. Öncüllerini bilmeliyim. Diğer…

Kitap önermek…

Kitap önermeyi severim. Aslında en güzeli tanıdığın, okuma zevkini bildiğin bir insana, bir arkadaşına kitap önermektir. Daha da güzeli, o kişinin de sana “Falanca kitabı mutlaka oku,” demesidir. Merkezinde bir kitabın olduğu sohbetin tadına doyum olmaz. Kitap önermek, kişisel bir beğeninin yansımasıdır. Önerdiğiniz kitap, bir okur için “harika” olabilir bir diğer okur için “vasat”. Önerdiğim bir kitabı “memnuniyetsizlikle” karşılayanlar olduğunda üzülmem. Aksine, bu memnuniyetsizliği, o okurun kendi yolunu bulması için değerli bir adım olarak görürüm. Twitter ortamını daha aktif kullandığım…

bir_kustan_oburune-02

Bir direniş biçimi olarak umut

“Bulutların arasından sıyrılan kutsal ışık huzmeleri veya büyüleyici görüntüsüyle bir gün doğumu değil umut benim için. Daha ziyade eski ve kalın bir hırka gibi, sağlam bir giysi.” Bu cümleler Anne Lamott‘a ait. National Geographic Türkiye‘nin Ekim 2018 sayısındaki “Umudu Seçmek” başlıklı yazıdan. Lamott’un “Umutlu olmak için daha iyi bir zaman var mı?” sorusunun peşine düştüğü yazısını birkaç defa, farklı açılardan bakmaya çalışarak okudum. Dünyanın şu halinde umuda güzelleme yapmanın karşılığını anlamaya çalıştım. Umut sadece, bunu hayal edebilecek bir refah düzeyinde…

Nick Cave

Bir grafik roman kahramanı olarak Nick Cave

“Reinhard Kleist, usta bir grafik romancı. Ve kendisi, yine bir efsane yaratmış—grafik roman kavramını, kalıpları yıkarcasına Cave şarkılarıyla harmanlamış. Yarı gerçek biyografik anlatımlar ve tamamen uydurma hikâyelerle, Cave Dünyası’na karmaşık, ürpertici ve kesinlikle sıra dışı bir seyahat tertiplemiş. Ama emin olun, gerçeğe, yazılmış tüm biyografilerden daha yakın! Laf aramızda, Elisa Day’i asla öldürmedim.” Bu cümleler Nick Cave‘e ait. Reinhard Kleist‘in kendisiyle ilgili grafik romanını bu sözlerle övüyor. Reinhard Kleist imzalı biyografik grafik romanlara meraklıyımdır. Castro ve Cash hakkında daha önce…