salyangozlarsandalyelerbulutlar-cover,8n4IGLR5AkGr_r7OChZOlQ

Salyangozlar, Sandalyeler, Bulutlar

Deniz Karanfil ödüllü bir şair. Öykü kitabı Salyangozlar, Sandalyeler, Bulutlar yeni çıktı. Kitap Can Yayınları tarafından yayımlandı. Kitabı geçen hafta okudum. Bulut, Sinek Esma’nın Cenaze Merasimi, Küçük Bir Ölüm, Salyangoz ilk okuyuşta zihnime nüfuz eden öyküler oldu. Dört öykünün adını andım diye öyküleri yarıştırıyorum sanılmasın. Kitabı severek okudum. Tam bir dil işçisi Deniz Karanfil. Görkemli bir düğünün orta yerine kurulup içinde pilav pişirilecek bakır kazanı yapan usta geliyor aklıma okurken. “Çırağım falan yoktur, tek başına döverim ben kazanı,” diyen usta….

kelebekler

“Kelebekler” desteksiz daha da güzeldir

Dün harika bir haber geldi. 18.Sundance Film Festivali’nden gelen haberi, başarının sahibinin mesajıyla aktarayım. Mesaj bu. Üstüne söyleyecek pek söz yok. Tolga Karaçelik imzalı “Kelebekler” Sundance Film Festivali’nden büyük ödülle dönüyor. Ah, özür dilerim… Söyleyecek söz yok mu dedim? Var. Aslında söylenecek çok şey var. Kültür Bakanlığı’nın desteklemeye değer bulmadığı bir filmin uluslararası başarısı üstüne söyleneceke çok söz var. Bakanlık yetkililerinin, önceki filmleriyle başarılar elde etmiş Tolga Karaçelik’i (burada Emin Alper adını da anmalıyız) görmezden gelmeye çalışması konusunda söylenecek bir…

HRANT-7E1

İyi değiliz Ahparig!

Hrant Dink katledildi. Tam 11 yıl önce, bugün. Saat 3’te, gündüz. Şehrin orta yerinde, içimizde. Karin Karakaşlı şöyle demiş Evrensel’e: “Öfke ve kayıp hissi içimi kemirirken, akıl sağlığını tehdit eden bu son dönem gerçeklerine karşı direnmeyi yine ve hep onun bıraktığı hazine sandığı birikimden biliyorum. Her zamankinden de çok hissederek varlığını. Bütün yok edişlere inat.” Yine aynı evrensel haberinde Yetvart Danzikyan “Hrant’ın yokluğunu Türkiye’ye sormak lazım diye düşünüyorum,” diyor ve ekliyor: “Hrant’ın söylediklerine bakarsak, sözleri Türkiye’nin bu durumdan çıkışı için…

senem-demircioglu-iklim-tamkan-yildizlarin-altinda_9839577-36530_1920x1080

Hüzün şiirlerinden rengârenk bir albüm

İklim Tamkan ve Senem Demircioğlu klasik müzik dünyasının yıllardır tanıdığı, özellikle Fazıl Say’ın konserlerini ve albümlerini yakından takip edenlerin ilgiyle izlediği iki yetenek. Türkiye’nin önde gelen şairlerinin şiirlerinden bestelenmiş 10 şarkıyla oluşturdukları albümleri İlk Atlas, Fazıl Say’ın sözleriyle “müzik ve yorumlanış açısından yüksek düzeyde” bir çalışma. Piyanist İklim Tamkan, Ankara ve İzmir’deki eğitiminin ardından Viyana’da solistlik ve piyano pedagojisi eğitimi almış. 2016’da Graz Eski Müzik Enstitüsü Klavsen Ana Bilim Dalı Solistlik Bölümü’ne birincilikle kabul edilmiş. Mezzosoprano Senem Demircioğlu da, 2009’da…

33-600x399

Biraz yenilik…

Fil Uçuşu, uzun bir süredir yayında. Ama ilk yıllardaki kadar “hareketli” değil son zamanlarda. Buna ne kadar dertlendiğimi yazdım ara ara. Belki bir gün, bu ihmalin nedenlerini sıralarım. O nedenlerden biri kalktı ortadan. Bir süredir, Fil Uçuşu’nu internet sitemin altına taşımak istiyordum. Sonunda başardım. Bu yazıyı da, yeni sistemi “denemek” için yazdığım bir yazı olarak düşünebilirsiniz. Yabancısı olmadığım bir alışkanlık aslında bu. Yeni bir deftere başlarken, ilk sayfaya, o anda aklımdan geçenleri yazarım hep. Tam bir sayfa. O “ilk sayfa…

fa2

Fábio Moon ve Gabriel Bá: İkizler, ikizleri anlatıyor

Fabio Moon ile Gabriel Ba. Çizgi roman dünyasının Brezilyalı ikizleri. Sao Paulo’dan yola çıkıp Eisner Ödülü‘ne uzanan yaratıcı ikili. Yazıyorlar, çiziyorlar, anlatıyorlar. İkizler daha önce Güngezgini ile Fil Uçuşu’nu ziyaret etmişti. Çizgi Düşler tarafından özenli bir Türkçe’yle yayımlanan Güngezgini, bizim buralarda da oldukça ilgi gördü. Etkileyici bulduğum bu baba-oğul hikayesinin daha sonra baskı yapmasına özellikle sevinmiştim. Benim de bir ufak dokunuşum var yeni baskısında… İkizlerden bir çeviri cilt daha gelince, heyecanla aldım tabii ki. Yine Çizgi Düşler etiketiyle ve yine Cenk Könül‘ün iyi çevirisiyle raflara çıktı. Bu…

c11

Grafik-roman tutkunlarına bir liste

Bir tarafta “The Sculptor” gibi zamanında alamadığım için geç kaldıklarım var, bir tarafta Tezuka’nın “Buddha” serisi gibi uzun süredir kütüphaneden oturup sırasını bekleyenler. Bir tarafta yılın en iyilerinden “Boundless” duruyor, bir tarafta tutkunu olduğum Lemire’in “The Underwater Welder”ı. Sonunda şöyle bir karar verdim: Aralık ayında sadece grafik roman okuyacağım. Bu bir aylık özel zaman bile, okumak istediklerimi bitirmeme yetmeyecek. Üstelik yakın zamanda alacaklarım da var. Ama olsun, en azından gittikçe yükselen kitap kulelerini biraz olsun azaltırım. Geçenlerde twitter’dan öneriler istedim….

metis

Metis Yayınları ailesi ve mutluluk

Kitap Fuarı başladı. TÜYAP tarafından düzenlenen fuardan söz ediyorum. Hani, Beylükdüzü’nde yapıldığı için bir türlü şakayla adı anılan fuar. Bu konuya girmeyeceğim. Bu yıl fuara 5 kitaplık bir liste ile gitmeyi kafama koymuştum. İki kitap özellikle önemliydi benim için: Taksitle Ölüm (Lois-Ferdinand Celine) ve Dolambaç (Gerbrand Bakker). Bu iki kitabı ve listenin diğer üç kitabını da aldıktan sonra, duracaktım. Başka kitap almayacaktım. Kısa süre önce yeniden okumaya başladığım üç yazara gerektiğince zaman ayırabilmek için başka kitaplarla aşk yaşamayacaktım. (Evet, bir…

Korkuyorum

Kimi zaman yaşadığım dünyayla ilgili olabilir büyük korkum, kimi zaman kendimle ilgili. Tek bir meseleyi korkularımın merkezi haline getirmem. Yeri gelir iklim değişikliğine kaygılanırım, yeri gelir trafik sıkışıklığına. Kendimle ilgili kaygılarımı dinlerim zaman zaman. Benim için önemli olan, hangi korkuyla karşılaştıysam onun üstüne gidebilmek. Hesaplaşmaya çalışmak. Açıkçası benim de korkularımla hesaplaşırken ya da korku üstüne bir şeyler yazmaya çalışırken baktığım yer burasıdır. Bilinçli olmakla delilik arasındaki sınırda bir yerden konuşur Hamlet. Bu nokta önemli. Bunu bir de “Bilmek, delirmektir,” noktasından…

Renkli

Fuat Benli, Karabulut mahallesine, Eylül ayında, yazdan kalma bir günde taşındı. Küçük bir kamyonete sığdırdığı eşyasını meraklı bakışlar altında apartmana taşırken çevreye gülücükler dağıtmayı ihmal etmedi. Birbirlerine sıkıntıdan başka duygu sunmayan mahalleli için gülen bir surat yeterince garipti. Adamda  daha büyük bir tuhaflık olduğunu fark eden, mübaşir Cevdet Bey’in oğlu Caner oldu. Burnunu karıştırırken “Oğlum, herifin gözüne bakın lan!” diye bağırdı. Fuat Benli, soyadının hakkını veren bir adamdı. Dört kuşaktır Benli erkeklerinin sol gözünde, pirinç tanesi büyüklüğünde renkli bir ben…